2 Mayıs 2016 Pazartesi

Ali'm - Işıl'ca / Kitap Yorumu


Duygunun pabucunu dama atmadı belki ama bazı yerlerde Ali'mi daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. Öncelikle içerisinde işlenmek istenen tüm duygular rahatlıkla yansıtılabilmiş. Mesela ben dokunmadan aşkı hissettim bu kitapta ve Ali'nin yaşadığı tüm hisler, sanki onunla yaşıyormuş gibi etkiledi beni de. Tempo olarak Duygu'nun yanında geçemez tabi. Ama Duygu'da kafama takılan tüm sorular bu kitapta yanıt buldu. 

Ali'm ve Duygu kitapları ne anlattığını unutmayacağım nadir kitaplar arasında yerini aldı. Benim için 5 üzerinden de 4'ü hak etti :)

Işılca'nın kitaplarını okurken belirli bir sıraya gerek yok ama önce Duygu'yu sonra Ali'yi ve en sonra Bekir'i okursanız kurgu tastamam kafanıza oturur. Ha birde mümkünse art arda okumayın, fena beyin yakıyor. :))

Duygu - Işıl'ca / Kitap Yorumu


Duygu bir Wattpad kitabıydı. İlk çıktığı zamanlar çok kalın olması ve hakkında en ufak şey bilmediğim için nedensizce ön yargılarım vardı. Bir gün bir sahafta karşıma çıkınca ön yargımı kırıp ne anlattığına dahi bakmadan satın aldım ve o akşam başladım okumaya. Başlamaz olaydım. İlk sayfasında zaten kitaba bağlanmışken beni günlerce uykusuz bıraktı. Bir de kalın olması nedeniyle çantama atıp çıkamıyor olmam iyice uykusuz gecelere davet çıkardı :)

Kitap çoook mu iyi? Hayır. Tabi ki artıları eksileri var ama belki de uzun zamandır bu tarz bir kitap okumadığımdan ben çok sevdim. Alın kesin okuyun diyemem ama okursanız güzel vakit geçirebileceğiniz, sizi farklı duygulara sokabilecek bir kitap. 

Öncelikle eksilerinden bahsedeyim.
Kitap çok uzatılmış. Evet ilk bölümler çok iyi ama son 100 sayfası olmasa da olurmuş gibi. Zaten diğer karakterin ek kitapları çıktığı için gereksiz olmuş.
Ana karakterin susuyor olması çok sinir bozucuydu. Bir bakıyorsun aslan gibi çemkiriyor bir bakıyorsun konuşması gerekirken susuyor. İşte o anlarda ben sinir krizi geçiriyordum :))

Bu eksi bir yön değil ama karakterlerin bazı huyları beni delirtti. Genel olarak hep bir erkek baskınlığı vardı. Belki de bunu ben fazla abartıyorumdur, bilemedim.

Genel olarak 5 üzerinden 4 verebileceğim çok keyifli bir kitaptı. Zaten diğer kitaplarından Ali'mide alıp okumuştum. Sedat'ında çıkması dileğiyle... :))



1 Mayıs 2016 Pazar

Kitap Alışverişi #10



En son geçen hafta yaptığım kitap alışverişiyle karşınızdayım. 
Her biri bambaşka yerlerden alınmış, toplama kampı gibi bir liste duruyor karşınızda :) 

Marslı ve Uçurtma Avcısı, D&R'dan
Bir Aşk Sayfası ve Ali'm, Carrefourdan
Harika Piç ve Benim Uzak Güneşim, Sahaftan..

Aralarında en merak ettiğim kitap Uçurtma Avcısı ve okumaya en korktuğum kitapta o. Çok fazla güzel yorum alınca almayı hep erteledim ama nereye kadar deyip almayı başardım sonunda. Ama okumayı birazcık daha ertelerim gibi duruyor :)







Mayıs ayında okumayı planladığım kitaplar

Upuzuuuun bir aradan sonra herkese merhaba :)
Başlıktan da anlayacağınız üzere Mayıs ayında okumayı planladığım kitaplarla karşınızdayım. Bu ay sanırım en nefret edeceğim aylardan biri olacak. Çünkü finallerin olduğu ve üniversite son sınıf olduğum için tezimi bitirmem gereken bir ay. O yüzden hedefi fazla yükseltmeden en minimum kitap sayısıyla başlamak istedim. 


Marslı aralarında en merak ettiğim kitaplardan biri ve ilk olarak ona başlayacağım. Diğer iki kitap ise aynı yazara ait ve yazarın üslubunu sevdiğim için bu sıkıcı ayda iyi gideceğini düşündüm. Sizin bu ay okumayı hedeflediğiniz kitaplar neler bakalım? :)



1 Şubat 2015 Pazar

Huzurdolusayfalar 1 Yaşında!!



Bugün blogum bir yaşında. 2014 Şubat ayında ilk postumu yayınlarken itiraf etmek gerekirse bir süre sonra blog yazma fikrinden sıkılacağımı düşünmüştüm ama bir yıl boyunca -her ne kadar biraz boşlasam da- düzenli olarak yazmaya çalıştım ve bu benim için büyük bir başarıydı. 

Daha önceleri de kitap okurdum ama hep yanlış seçimler ve nereden bilgi alacağımı bilememekten ötürü okumaya verdiğim aralar arttı da arttı ve sonunda yılda 10 kitabı geçmeyen bir sayıya ulaştı. Bu blog bana düzenli olarak okuma alışkanlığı kazandırdı ve bir çok güzel insan ile blog tanıma fırsatı verdi. 

Neden bu kadar duygusala bağladım olayı bilmiyorum ama hissettiklerim bunlar :)

2014 yılı boyunca okuduğum kitap sayısı: 48
2015 hedefi: 80

2016 yılına girerken de böyle bir yazı yazmak dileğiyle.. :)

İlk blog yazım için tık:)


21 Ocak 2015 Çarşamba

Kitap Alışverişi #9

Uzun zaman oldu bloga bir şeyler yazmayalı. Sınav ve okul telaşı biter bitmez soluğu gene burada aldım :) 

2015 in ilk kitap alışverşini okuoku.com dan yaptım. D&R haricince hiç internetten alışveriş yapmamıştım, benim için ayrı bir deneyim oldu. Kitaplarım çok temiz geldi, bir yerinde zedelenme falan yoktu. Yanında 5-6 tane de ayraç koymuşlar, canlarım ya :) İlk alışverişten gözümde iyi bir imaj oluşturdular ama bakalım diğer alışverişler nasıl olacak.



En merak ettiğim kitaplar bunlardı ve kendime dur demeyi başarıp diğer kitaplara göz ucuyla bile bakmadım :) Alır almaz hemen Tatlı Sır'a başladım, Maddoxların her zaman bir ayrıcalığı var :P


Tersyüz ve Çırılçıplak da bir çırpıda bitecek gibi duruyor. Yakında yeni bir kitap alışverişi postuyla buralarda olurum :)


22 Kasım 2014 Cumartesi

Ateş ve Diken - Rae Carson / Kitap Yorumu


Orijinal Adı: The girl of fire and thorns
Sayfa Sayısı: 346
Yayınevi: DEX


Dex'in bazı kitaplara karşı garezi var bence. Kitabı açınca hem küçük puntolu hem de en göz yoran fontu kullandığını gördüm ve ilk 20 sayfasından sonra bıraktım. Aslında bırakmamın bir diğer nedeni kitabın çok ağır ilerlemesiydi.




Elisa fiziksel yapı bakımından çok kilolu bir kız ve ailesi tarafından daha önce evlenmiş bir adam olan Alejandro ile evlendirilir. Ben hep bu ikili üzerinden iş yürüyecek sanıyordum ama yanılıyormuşum. İyi ki de düşündüğüm gibi olmamış. Çünkü kitabın 2. Kısımdan sonra kitap kendini gerçekten okutmayı başarıyor. Sanırım ikinci kısma kadar dayanırsanız, gerisi su gibi akıp gidiyor.

Burada ne yazsam spoiler olacak ama fantastik ve tarihi tadında, içinde şaşıracağınız ve bir an gelip gerçekten çok sinirleneceğiniz bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Ben ilk kısmı geçene kadar hep elimden bırakıyordum ve okumakta isteksizdim. Bunun etkisiyle kitaba bakış açımda olumsuz yönde gelişti. Ama bir çırpıda biten bir kitap olmadığını bilip de okursanız, eminim seversiniz.

3/5

20 Kasım 2014 Perşembe

Safkan (Melez Sözleşmeleri #2) - Jennifer L. Armentrout / Kitap Yorumu


Orijinal Adı: Pure
Sayfa Sayısı: 406
Yayınevi: DEX

Melez sözleşmelerinin ilk kitabını okuyalı uzun bir zaman geçtiği için ikinci kitaba başlamak konusunda kararsızdım. Ama ilk sayfalarda kısa bir ilk kitap tanıtımı olduğundan hatırlamakta zorluk yaşamadım.

Bu seri Vampir Akademisine çok benzediğinden fazla eleştiriliyor diye biliyorum. Ben VA yı okumamış ama filmini izlemiş biriyim ve evet, ilk kitapta çok fazla benzerlik var.

Jennifer'ın yazım şekli kesinlikle kendisini okutturuyor ve ana karakterimizi Alex, okurken keyif aldığım nadir karakterlerden biri.



İlk kitap o dünyayı tanıtmak amaçlı olduğu için anca sonlarda hareketlenme görmüştük. -Tabii Alex'in sürekli ufak çapta başını belaya sokmasını saymazsak- Ama bu kitapta olaylar hiç durulmadı ve kitap bir çırpıda bitti.

İlk defa bir kitapta iki erkek arasında kalan kadın karakterin kendisini mantıklı bir şekilde sorguladığını ve seçimindeki nedenleri kafasında ölçüp biçtiğini gördüm. Ben Alex'i vurdumduymaz bir karakter diye beklerken beni çok yanılttı ama bu özelliğini sevdiğimi söyleyebilirim.

Safkan, genel itibariyle yer yer güldüren ama bir bölümünde şaşkınlıkla karışık üzüntü duygusunu işleyen bir kitaptı. Olayların iyice kızıştığı ve üçüncü kitabın bana göre dönüm noktası olacağı mesajının altyapısı yapılan bir kitap olmakla birlikte benden tam puanı aldı :))

5/5

16 Kasım 2014 Pazar

Kitap Alışverişi #8 (+TÜYAP)


Kasım ayını vizelerden dolayı sevmiyorum arkadaş. Sınava gir, koştur eve gel. Ertesi gün ki sınava çalış. Kitap okuyama. Çok az boş zamanım oldu ve ingilizce kitapları o boş anımda akmardan aldım.

Bir de Tüyap vizelerimin olduğu haftalara denk geldi ve sınavlarım bitse de gitsem diye gün saydım. Ve cuma günü son vize sınavıma girer girmez soluğu fuarda aldım :) Metrobüsten inip yürürken kuzenim 'Bizim ülkede bu kadar okuyan var mıymış?' diye sorunca gülmeden edemedim. Ne yalan söyleyeyim ben de çok şaşırdım.

Fuarı bu kadar çok beklemiş olabilirim ama giderken aklımda hangi kitapları alacağıma dair en ufak bir fikir yoktu. İyi ki de bir liste yapıp gitmemişim diyorum. Çoğu yayınevinde %20 indirim vardı ve internette daha fazla indirim yapıyorlardı. 





Tüyaptan ise Martı ve Parodinin yaptığı cömert indirimlerden yararlanıp 6 kitap aldım. Belalı Düğün ve Safkan'ı almak hiç aklımda yoktu ama o anın büyüsüne mi kapıldım diyeyim bilemiyorum ama kendimi almış olarak buldum. 

Daha önce Nefes serisine sinir olduğumu söylemiştim, hatta son kitabı asla almam demiştim. Niye aldım peki? Birincisi seri tamamlansın diye, ikincisi sonunun güzel bittiğini duyduğum için. Kafamda bir son yazıp boş veremedim anlayacağınız.

Bu yıl ki fuarın fiyatları tahmin ettiğim gibiydi. Pegasus, Dex gibi yayınevleri gene cimrilik yapıp indirimi en az seviyede bırakmış. Epsilon kitaplarında indirim fena değildi. Ama Martı, Parodi gibi yayınevleri kesinlikle bir numaraydı. Seneye ki fuardan umutluyum. Umarım indirimleri hepimizi tatmin eder.


13 Ekim 2014 Pazartesi

Benimle Kal (Nefes Serisi #2) - Rebecca Donovan / Kitap Yorumu


Onu kurtarabilecek olan tek şey aşktı...

Geldi ve o en umutsuz anda kalbini kıskıvrak yakaladı. Weslyn'in Connecticut eyaletinde hayat olağan deviniminde akıp gitmektedir. Fakat Emma Thomas'ın tek isteği çevresi tarafından görünmez olmaktır.

Onun tüm çabalarının sebebi, gördüğü zulmün eseri, vücudunda biriken yara izlerini gizleyerek hayatını her şey yolundaymış gibi göstermektir.

Fakat Emma, bir gün Evan adında bir adamın çıkagelip tek günde hayatını değiştireceğini nereden bilebilirdi?

Aşk ona, sırlarını açığa çıkarmak pahasına da olsa kabuklarından sıyrılma şansı tanıdı.




Sayfa Sayısı: 540
Orijinal Adı: Barely Breathing
Yayınevi: Parodi

Benimle Kal, beni ciddi anlamda çıldırtacaktı. Tut Elimi kitabında Emma'yı anlayabiliyordum ama bu kitapta sinirlerimi tepeme çıkardı desem yeridir.

İlk kitapta Emma, amcası ve yengesiyle kalıyordu ve Evan karşısına çıkana kadar da tek amacı bir okuldan burs alıp üniversiteyi garantilemekti. Tabii işler umduğu gibi gitmedi ve ilk kitabın sonunda bizi ikinci kitabı almaya iten bir olay yaşandı.

Beklediğim gibi bir başlangıç olmamıştı ama böyle olmasını daha çok sevdim. Yani olayları kitabın arasında vererek heyecan yaratmış yazar. O kadar olay oldu, o kadar zaman geçti ama Emma bir türlü değişemedi. Tamam normal bir genç kız olamaz ama en azından düzelme belirtileri göstermesi gerekmez mi? Ama tersine kızımız iyice sinir bozucu oldu.

Evan karakteri bize yakışıklı olduğu sürekli üstüne basa basa söylenen bir karakter değildi. Bu yüzden Evan, yaptıkları ve söyledikleri için sevilebilen bir karakter ama bir Emma göremiyor kendisini karşılıksız seven Evan'ı. Sürekli araya sırlar, insanlar giriyor ve Emma'nın bu saf -ya da sessiz mi desem bilemedim- hali kitabı okumamı zorlaştırdı.

Bir de Rachel ve Jonathan var ki onlara hiç girmek istemiyorum. Yoksa bu yorum hiç bitmez.

Yazar kesinlikle çok iyi yansıtıyor duyguları. Bir ara kitabı parçalayasım geldi :D Ben oldum olası sevemem saf ve suskun karakterleri, bu yüzden Emma'nın her yaptığı şey beni sinirlendirdi. İşin garibi kitabı bir türlü elimden de bırakamadım. 540 sayfanın çoğu olaysız ve büyük çoğunluğu duygulardan oluşmuş olsa da, yazar sonunu merak ettirmek için yazmış da yazmış.

Neden bu kadar sinirlendim bilmiyorum ama 3. kitabı katiyen, asla ve asla almayı planlamıyorum. Cidden okurken kendimi paraladım. Zaten bu kitaptan sonra bir de umutsuzu okumuştum, ikisi birlikte içimi yeteri kadar karartmıştı.

Sonuç olarak harika ama benim içimi çok karartan, güzel bir kitaptı. Sakın iki kitabı art arda okumayın, fena halde depresyon etkisi yapabilir. 3. kitabı D&R da gördüm ama sadece göz ucuyla baktım :D

5/5

Kitaba o kadar saydırdım ama yiğidi öldür hakkını yeme demişler :))



12 Ekim 2014 Pazar

Kıyamet Sonrası - Suzan Ee / Kitap Yorumu




Penryn'in küçük kız kardeşi Paige kayboldu. İnsanlar korkuyor. Bir annenin kalbi kırık.

Penryn San Francisco sokaklarında kardeşini arıyor. Sokaklarneden bu kadar boş? Herkes nereye kayboldu?

Paige kardeşinin izini sürerken, meleklerin gizli planının merkezini buluyor ve ürkütücü gerçeklerle yüz yüze geliyor.

Raffe kanatlarının peşinde. Onlarsız meleklere katılmasıimkansız. Tekrar kanatlarını kazanmak ya da Penryn'in hayatınıkurtarmak arasında kaldığında, hangisini seçecek?

 Melekler, insanlar ve canavarların korku dolu hikayesi, MeleğinDüşüşü'nün ardından, Kıyamet Sonrası ile devam ediyor.




Sayfa Sayısı: 358
Orijinal Adı: World After
Yayınevi: Dex


İlk kitap, Meleğin Düşüşünü çok beğenmiştim ve bu kitapta ilk kitap kadar güzeldi. Ama dert yanacağım bir nokta var ki Raffe ile geçirdiğimiz azıcık zaman dilimi. Ayrıca anladım ki ben Penryn karakterini her yönüyle seviyormuşum ve sanırım kitabın çabucak bitmesinin en önemli sebebi de bu. Bana göre birçok kitap karakteri gibi sinir bozucu ya da klişe değil. 

Bu kitapta da ilk kitapta olduğu gibi olay üstüne olay vardı ve heyecan sürekli devam ediyordu. Bence bu kızın annesinde bir işler var ama fazla üstünde düşünüp tahminler yapmak istemiyorum. Ayrıca Paige den bir şeyler çıkacağını hiç beklemiyordum, biraz ters köşe oldu. 

Dex yayınevinin kitaplarını genel  olarak seviyorum ama kitap kalitesi kocaman bir sıfır. Sadece iki kez çantamda taşıdım ve o kadar dikkat etmeme rağmen ucu ikiye ayrıldı ve bir iki kez katlandı.  Bu kitabın arkasında 24 TL gibi komik bir rakam yazıyor ayrıca. Birçok kaliteli yayınevi o paraya ciltli kitap çıkarıyorken Dex, 400 sayfa bile olmayan ve kapak kalitesi berbat olan bir kitaba o fiyatı vermesi komik geldi. Ciddi ciddi korsanı çıksa almayı bile düşünüyorum. Arada hiçbir kalite farkının olmayacağı kesin. En azından kazıklanmamış olurum. 

Sonuç olarak Suzan Ee favori yazarlarım arasında ve ben 3. kitabı nasıl bekleyeceğimmmm :))

5/5

Orijinal Kapaklar:

2 Ekim 2014 Perşembe

Eylül 2014: Hangi Kitapları Okudum?



Eylül için 5 kitap seçmiştim ben aslında ama sonradan aldığım ve okumak için sabırsızlandığım bir iki kitap planlarımı bozdu. Bu ay okuduğum kitapları genel olarak çok sevdim ben, hatta yorgun olsam bile bir iki sayfa okumak adına uykumdan vazgeçtiğim bile oldu.

Sessizlik - Becca Fitzpatrick: Hush hush serisinin 3. kitabı, eylülde okuduğum ilk kitap oldu. Yazarın yazımını ben çok sade ve okunur bulduğum için seviyorum ama konu olarak bu kitap beni hayal kırıklığına uğrattı. Son kitabı bu ay okuyup istemeyerek de olsa bir seriye daha veda edeceğim.

Küller - Ilsa J.Bick: Bu ay elimde en çok sürünen kitap bu oldu ne yazık ki. Çok güzel bir kitap, konusu ve anlatımı tatmin edici ama bana çok yavaş ilerliyormuş gibi geldi. Ya da siz bana bakmayın, alın okuyun :D

Umutsuz - Colleen Hoover: Bu kitabı okuyup da beğenmeyen yoktur sanırım. Ben bir iki günde bitirdim ve etkisinden çıkmam o kadar kolay olmadı. Bu ay okuduğum en iyi kitap diyebilirim.

Karanlık Ateş - Karen Marie Moning: Bu ayın en eğlendiğim kitabı buydu. Hala devamını almamak için kendimi zor tutuyorum. :))

Karanlığın Kızı - Kelly Keaton: Bende 2. kitabı da var ama sanırım okumak için biraz erteleyeceğim. Bana çok yavan geldi desem yeridir. Alırken beğenirim diye düşünmüştüm ama 250 sayfayı okuyup bitirdiğimde üstümden bir yük kalkmış gibi hissettim :(

Benimle Kal - Rebecca Donovan: İlk kitabı Tut Elimi ile aynı kalitede ama daha iç karartıcı bir kitaptı. Sanırım 3. kitap çeviri aşamasında diye duydum ama çıkarsa almayı planlamıyorum. Yazar o kadar iyi duyguları yansıtıyor ki bir ara ben depresyona girecektim. İç karartıcı kitaplar okumak istemediğimden bu seriye ne yazık ki bizimle deyılsın diyorum :( 



28 Eylül 2014 Pazar

Karanlık Ateş - Karen Marie Moning / Kitap Yorumu

Karanlıktan korkar mısınız? Hiçbir şey göründüğü gibi değildir ve yeri geldiğinde insanlar gördüklerine de inanmamalıdır... 

Güzel, akıllı ve normal biri olmak, görünürdekinin gerçeğini ortaya çıkarmaya yeter mi bilinmez ama MacKayla bu özelliklere sahip bir kadın olarak gerçekler için çaba sarf edecektir. Tek amacı, diğer tüm normal insanlar gibi mutlu ve sade bir hayatı varken kardeşinin öldürülmesi ile mantıklı bir açıklama getiremediği tuhaflıklara son vermekti. Anne ve babasına olan sadakatini çiğneyerek kardeşinin katilinin peşine düşen Mac, İrlanda'ya gider. Çıktığı yolculuk, onu hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı, iyi ile kötünün aynı derecede tehlike yarattığı karanlık bir dünyaya sürükler. Kısa süre içerisinde ise daha da büyük bir meydan okumayla karşı karşıya kalır: Sahip olduğundan haberdar bile olmadığı gücünü insanlık âleminin ötesindeki, tehlikeli Fae âlemini görebilme yeteneği kullanmayı öğrenir ve istenilenden çok daha uzun bir süre hayatta kalmayı başarır. Her hareketi, geçmişi olmayan ve Mac'in hayal ettiği gelecekle alay eden bir erkek olan karanlık ve gizemli Jericho tarafından gölgelenir.


Sayfa Sayısı: 342
Orijinal Adı: Darkfever
Yayınevi: Epsilon



Kitabımız ana karakterimiz Mac'in ağzından anlatılıyor ve kitapta ne ararsanız var. Mac'in başlarda hiçbir şeye inanmaması kitabı bana göre daha okunur kılmış. Birde olanları sürekli sorgulaması, boyun eğmemesi -Barrons'a karşı bile asdfgafdg- bence daha gerçekçi olmuş. 

Mac, ablası Alina'nın öldürülmesi üzere Dublin'e gider ve onun katilini bulmak üzere iş başına geçer. Tabii bunu polisle halledebileceğini düşünmesi ama sonrasında öğrendiği gerçekler yüzünden Dublinde daha fazla durmak zorunda kalacak.  

Mac kesinkle eğlenceli biri ve kitabı okurken durduk yere kahkaha atabilirsiniz. Barrons'un o soğuk nevale hali bile kızımızı korkutup uzaklaştırmaya yaramıyor. Hele sonundaki oje sahnesi kesinlikle favorim. :))

Hala Mac'in cevabını bulamadığı sorular var, tabii bizimde öğrenemediğimiz birçok şey. Diğer kitapları almamak için büyük bir irade testinden geçsem de her an bir diğer kitabı almış olarak çıkabilirim karşınıza. 


5/5



Serinin diğer kitapları









26 Eylül 2014 Cuma

Umutsuz - Colleen Hoover / Kitap Yorumu


    Lise son sınıf öğrencisi olan Sky çapkınlığı kendi şanıyla yarışan Dean Holder'la tanışır. İlk karşılaştıkları andan itibaren Holder onu hem korkutur hem de cezbeder. Ona dair bir şeyler, Sky'ın derinlere gömmek için çok uğraştığı sıkıntılı geçmişine ait anılarını ateşler. Sky ondan uzak durmaya kararlı olsa da Holder'ın kararlı tutumu ve esrarengiz gülümsemesi savunmasını yerle bir edip aralarındaki

bağın güçlenmesini sağlar. Ama gizemli Holder'ın sakladığı sırlar vardır, bu sırlar ortaya çıkar çıkmaz Sky sonsuza kadar değişir ve güven duygusu gerçekler karşısında yenilgiye uğrar.

   Sky ve Holder ancak çıplak gerçeklerle cesurca yüzleşerek yaralarını iyileştirebilecek ve sınır tanımadan yaşayıp birbirlerini sevebileceklerdir.

   Umutsuz nefesinizi kesecek, merakınızı uyandıracak size ilk aşkınızı hatırlatacak bir roman.



Sayfa Sayısı: 429
Orijinal Adı: Hopeless
Yayınevi: Epsilon




Kapak arkası yazısındaki gibi klasik bir aşk kitabı değil. Başlarında öyle olduğunu düşünmüştüm ama kitap ilerleyip özellikle sonlara doğru her şey netliğe kavuşunca ağzım kocaman bir O şeklinde açıldı.  Kitapta bir çok şeyin açıklaması var ve hopeless kelimesinin anlamının öyle bir şey olduğunu öğrendiğimde şaşırdım açıkçası. Kitabın geneline baktığımızda karşılaştığım olayları hesaba katarsam bu isim mevzusu pek şaşırılacak bir olay olmuyor aslında :P

İşin garibi de kitabın ilk yarısının gayet eğlenceli geçip diğer yarısında dram yüklü olması. Sanki iki farklı kitap okuyormuşum gibiydi.  Ayrıca Epsilonu buradan orijinal kapak basma ve büyük punto kullanma faaliyetlerinden ötürü tebrik ediyorum :P Kitabı okurken gözüm daha az yorulmuş oldu sayelerinde.

Umutsuz kesinlikle bir çırpıda bitecek bir kitap ve sakın arka kapağında yazılanlara aldırmayın. Yazılanlar kitabın yalnızca yarısı olabilir. Yazar o kadar etkileyici cümleler kuruyor ki sanki Sky'ın tüm o yaşadığı duyguları sizde yaşıyorsunuz ve bir an kitap karakteri olduğu tümüyle aklınızdan çıkıyor.

Özellikle Sky'ın bu kadar güçlü olması karakterlerde olmasını istediğim özelliklerden biriydi. Kitabın etkisinden çıkabilmek biraz uzun sürüyor, küçük bir uyarı olsun bu da :))






Umutsuz kitabındaki bir çok olay Yeni Bir Umut kitabında Holder'ın ağzından anlatılıyormuş. Eğer bu kitabın etkisinden kurtulabilirsem diğer kitabı almak istiyorum :))


5/5

***

Birkaç ufak alıntı..


"-Kafeterya. Ne olursa olsun uzak dur, ama hava kötüyse, içeri girdiğinde ne yaptığını biliyormuşsun gibi davran. Korkunun kokusunu alabilirler." (S.23)


"'Ya Vejetaryensem?' diye sordum salatadaki tavuk göğsüne bakarak.
'Etrafındakiler yersin.' diye karşılık verdi. Çatalımı kapıp tavuk göğsümden aldığım parçayı ağzıma götürdüm. 'Şanslısın, çünkü değilim.'" (S.28)


"'Peki ben hak etmiyor muydum?' Bu kez gözlerini bana dikti. 'Hayır,' dedi kesin bir tavırla ve tekrar yola döndü. 'Sen kelimeleri hak etmiyorsun, Sky. Sen harekete geçmeyi hak ediyorsun.'" (S.202)







20 Eylül 2014 Cumartesi

Küller - Ilsa J.Bick / Kitap Yorumu




Bir elektromanyetik darbe dalgası çakar gökyüzünde; tüm elektronik aygıtlar parçalanır, bilgisayarla çalışan tüm aletler yok olur ve milyarlarca insan o an, oracıkta ölür.


Hayatta kalan bir avuç insandan biri olan Alex, ölmüş anne babasına ve geçmişte kalan yaşamına veda eder. Çıktığı zorlu yolculukta, Afganistan'dan yeni dönmüş genç bir asker olan Tom ve büyükbabasını elektromanyetik darbede kaybetmiş olan sekiz yaşındaki Ellie ile karşılaşır.

 Bu küçük grup ve hayatta kalan diğerleri için şimdi tüm mesele, yiyecek ve barınak bulmak, kime güveneceklerini iyi bilmek, darbe sayesinde kazandıkları güçleri iyi kullanmak ve bir de kimin insan, kimin artık "değişmiş" ve bir zombiye dönüşmüş olduğunun ayırdına varmaktır. Her an bizim dünyamızın da başına gelebilecek bir felaketten sonrasını anlatan Küller, okurların elinden düşmeyecek, zaman zaman da kanını donduracak bir serinin ilk kitabıdır.

Sayfa Sayısı: 361
Orijinal Adı: Ashes
Yayınevi: Dex






Bu kitabı almadan önce hakkında çok iyi yorumlar okumuştum ama ilk bölümü bitirir bitirmez biraz abartıldığını anladım. Çok güzel bir kurgusu var, yazarın anlatımı, betimlemeleri çok güzel ama sanki olaylar çooook yavaş ilerliyor gibi. Evet, olan her olayı benimseyerek okuyorsunuz ama beni birazcık sıktı bu durum. Birde boş zamanımın çok fazla olduğu zamana denk geldiği halde bitirmeye kendimi zorladığım için okudum diyebilirim.

Bu kadar olumsuz şey yazdım ama kitap gerçekten güzeldi.Kitabın ilk yarısından sonra bir nebze konu gelişmeye başladı ve artık dış dünyadan haberdar olmaya başladı karakterler. Onun haricinde okurken ağzımı açık bırakacak derecede şaşırtıcı olaylar da olmadı değil. Alex'in bundan sonra ne yapacağını öğrenmeyi çok istiyorum. Diğer kitabı da en kısa zamanda -çok fazla beklenti içine düşmeden- almayı planlıyorum.


4/5



19 Eylül 2014 Cuma

Labirent: Ölümcül Kaçış / Film Yorumu






   Thomas bir asansörde uyandığında hatırlayabildiği tek şey ismidir. Ailesini, evini veya oraya nasıl geldiğini anımsamamaktadır. Zihni bomboştur. Asansörün kapıları açıldığında Thomas kendini Kayran isimli, devasa taş duvarlarla çevrili geniş bir alanda ve burada yaşayan çocukların arasında bulur.

   Tıpkı Thomas gibi Kayranlılar da oraya neden ve nasıl geldiklerini bilmemektedir. Tek bildikleri çevrelerini saran labirente çıkan taş kapıların her sabah açılıp her akşam kapandığı ve her otuz günde bir aralarına yeni bir çocuk katıldığıdır. Kimse Kayran'da kalmak istemese de kurtulmak imkânsız görünmektedir. Yine de Thomas'ın içinde bir his, çıkış yolu bulabileceğini söylemektedir. Ama bunun için zihninin derinlerinde yatan sırları açığa çıkararak labirentin gizemini çözmesi gerekecektir.






Ben kitabı okumadan filme gidenler grubundayım. Kitap, okumak istediklerim arasındaydı ve filme gitmeden önce acaba izledikten sonra okuma isteğim kaçar mı diye çok düşündüm. Ama filmden çıkar çıkmaz, arkadaşımla en kısa zamanda kitapları almamız gerektiğine karar verdik :))

Film bana göre mükemmeldi. Abartıyor muyum diye düşünüyorum ama son dakikaya kadar heyecanını hiç kaybetmemesi ve dikkatimin hiç dağılmamasından yola çıkarak gönül rahatlığıyla bunu söyleyebilirim. Kitabı okumadığım için filmle karşılaştırma yapamıyorum ne yazık ki. Ama aklımda bazı soru işaretleri de kalmadı değil. Kitapta 15-20 sayfada anlatılan bir konu filmde 15-20 saniyede gösterildiği içindir belkide. Kitabı okuyup öğreniriz artık.

Oyunculara yorum yapmıyorum. Dylan O'Brien benim gözümde hep Teen Wolf daki Stiles olarak kalacak diyordum ama film bitene kadar o karakter aklımın ucuna bile gelmedi. Thomas rolünü çok benimsediğini açıkça gördüm filmde.

Filmin fragmanını ekleyip aklınızı çeleyim bari :))


18 Eylül 2014 Perşembe

Sessizlik (Hush hush #3) - Becca Fitzpatrick / Kitap Yorumu



Sayfa Sayısı: 416
Orijinal Adı: Silence
Yayınevi: Pegasus






Geride sadece sessizlik kaldığında gerçek duyulabilir mi?


Patch ve Nora arasındaki çığlık, yerini sessizliğe bırakmıştır. Patch'in karanlık geçmişindeki sırların üstesinden gelmiş… birbirinden tamamen farklı iki dünya arasında bir köprü kurmuş… ihanet, sadakat ve güven duyguları zorlu sınavlardan geçmiştir. Ve bütün bunlar, cennet ve dünya arasındaki sınırları aşan bir aşk uğruna göze alınmıştır. Birbirlerine duydukları sarsılmaz güven haricinde hiçbir şeye sahip olmayan Patch ve Nora, uğruna çaba harcadıkları her şeyi ve aşklarını paramparça edebilecek bir güce karşı umutsuz bir savaşa başlarlar...





"Becca Fitzpatrick'in kaleme aldığı aşk büyüleyici." The Book Cellar

"Becca Fitzpatrick harika karakterler yaratmada eşsiz bir yeteneğe sahip. Nora ve Patch'in arasındaki çekim, insanın kalbini yerinden oynatıyor!" Strph Su Reads

"Unutulmaz karakterler, harika diyaloglar, etkileyici bir espri anlayışı ve karanlık olduğu kadar merak uyandıran bir olay örgüsü. hush, hush serisi, okuyucuyu kendinden geçiriyor." Reviewer X




Bana göre hush hush serisi genel olarak bakıldığında bir çırpıda okunabilecek bir seri. Yazar, yorucu cümleler sarf etmiyor ve anlatım dili çok akıcı.

Kitaba gelecek olursak;

Nora uzun zamandır kayıp ve bulunduğunda son 5 ayını hatırlamıyordur. Zaten kitabın yarısından fazlasında eskileri hatırlamaya çalışmakla geçiriyor.

Bence yazar bir kitap fazla yazayım mantığıyla yazmış. Fısıltı ve Çığlık kitaplarında işlenen temel bir konu vardı ama bunda diğer kitaplarda farklı olarak öğrendiğimiz pek bir şey yoktu.İlk iki kitabı tekrar baştan özet olarak okumuş gibiydim. Okuduğuma pişman değilim ama okumasam da pek bir şey fark etmezmiş diye düşünüyorum. Seriden bağımsız bir kitap olmuş sanki.

Final kitabı da elimde olduğu için en kısa zamanda onu da okuyup seriyi bitirmek istiyorum. Bu kitap hakkında olumsuz yorum yapıyor olsam da genel olarak seviyorum bu seriyi. Hatta bende çok uzun zaman takıntı haline gelmişti kitapları almak. Zaten kitapları hep karışık sırayla alıp, hepsini art arda okumaya çalışıyorum :))


3/5



8 Eylül 2014 Pazartesi

Mini bir kitap alışverişi #8




Kitap almak gibi bir niyetim yoktu ama sahafta bu kadar uygun fiyata bulunca kaçırmayayım dedim. 

Tatlı Bela kitabını arkadaşım benden alıp okumuştu ve bayılmıştı. Bende uyguna bulunca hediye olarak alayım dedim. Sanırım havalara uçacak :)) 

Meleğin Düşüşünü çok severek okumuştum ama bir türlü Kıyamet Sonrasını almak kısmet olmamıştı. Önümüzdeki ay okunacaklar listesinde ilk sırada olacak :))

Obsidiyen serisini seviyorum ama kitaplar çabuk bittiği için biraz geciktiriyordum. Sanırım devam etmenin vakti geldi :P


30 Ağustos 2014 Cumartesi

Eylülde okumayı planladığım kitaplar



Son 2 aydır ramazan, staj, tatil derken evde bir türlü bulunamadım ve sonuç koskoca 2 ayda okunan 6 kitap. Bir liste yapmadığım takdirde bu tembellik sürüp gidecek deyip eylülde okumak için kendime 5 kitap seçtim. Hali hazırda bir kitap daha okuyorum ama umarım onuda bitirebilirim. 

Kitapların hepsini en çok merak ettiklerimden seçtim ki okuma şevkim yerine gelsin :))

1. Sessizlik (Hush hush #3) - Becca Fitzpatrick
2. Kaçak(Dönüşüm #2) - Rachel Vincent
3. Benimle Kal (Nefes Serisi #2) - Rebecca Donovan
4. Küller - Ilsa J.Bick
5. Güzel Şeytan - Kelly Keaton


19 Ağustos 2014 Salı

Yeni Kitaplık





Sonunda şeytanın bacağını kırıp bir kitaplık aldım kendime ^^ 6 rafı var ama benim kitaplarım 3 rafa sığınca diğerlerine ders kitaplarını ve ıvır zıvırları koydum. Kitaplarımı toplu halde görmek daha iyi oldu benim için :)) Bir gün 6 rafı da sığdırabilecek kadar kitabım olacak, inanıyorum :P 








Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...