kitap yorumları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap yorumları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mayıs 2016 Pazartesi

Ali'm - Işıl'ca / Kitap Yorumu


Duygunun pabucunu dama atmadı belki ama bazı yerlerde Ali'mi daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. Öncelikle içerisinde işlenmek istenen tüm duygular rahatlıkla yansıtılabilmiş. Mesela ben dokunmadan aşkı hissettim bu kitapta ve Ali'nin yaşadığı tüm hisler, sanki onunla yaşıyormuş gibi etkiledi beni de. Tempo olarak Duygu'nun yanında geçemez tabi. Ama Duygu'da kafama takılan tüm sorular bu kitapta yanıt buldu. 

Ali'm ve Duygu kitapları ne anlattığını unutmayacağım nadir kitaplar arasında yerini aldı. Benim için 5 üzerinden de 4'ü hak etti :)

Işılca'nın kitaplarını okurken belirli bir sıraya gerek yok ama önce Duygu'yu sonra Ali'yi ve en sonra Bekir'i okursanız kurgu tastamam kafanıza oturur. Ha birde mümkünse art arda okumayın, fena beyin yakıyor. :))

Duygu - Işıl'ca / Kitap Yorumu


Duygu bir Wattpad kitabıydı. İlk çıktığı zamanlar çok kalın olması ve hakkında en ufak şey bilmediğim için nedensizce ön yargılarım vardı. Bir gün bir sahafta karşıma çıkınca ön yargımı kırıp ne anlattığına dahi bakmadan satın aldım ve o akşam başladım okumaya. Başlamaz olaydım. İlk sayfasında zaten kitaba bağlanmışken beni günlerce uykusuz bıraktı. Bir de kalın olması nedeniyle çantama atıp çıkamıyor olmam iyice uykusuz gecelere davet çıkardı :)

Kitap çoook mu iyi? Hayır. Tabi ki artıları eksileri var ama belki de uzun zamandır bu tarz bir kitap okumadığımdan ben çok sevdim. Alın kesin okuyun diyemem ama okursanız güzel vakit geçirebileceğiniz, sizi farklı duygulara sokabilecek bir kitap. 

Öncelikle eksilerinden bahsedeyim.
Kitap çok uzatılmış. Evet ilk bölümler çok iyi ama son 100 sayfası olmasa da olurmuş gibi. Zaten diğer karakterin ek kitapları çıktığı için gereksiz olmuş.
Ana karakterin susuyor olması çok sinir bozucuydu. Bir bakıyorsun aslan gibi çemkiriyor bir bakıyorsun konuşması gerekirken susuyor. İşte o anlarda ben sinir krizi geçiriyordum :))

Bu eksi bir yön değil ama karakterlerin bazı huyları beni delirtti. Genel olarak hep bir erkek baskınlığı vardı. Belki de bunu ben fazla abartıyorumdur, bilemedim.

Genel olarak 5 üzerinden 4 verebileceğim çok keyifli bir kitaptı. Zaten diğer kitaplarından Ali'mide alıp okumuştum. Sedat'ında çıkması dileğiyle... :))



22 Kasım 2014 Cumartesi

Ateş ve Diken - Rae Carson / Kitap Yorumu


Orijinal Adı: The girl of fire and thorns
Sayfa Sayısı: 346
Yayınevi: DEX


Dex'in bazı kitaplara karşı garezi var bence. Kitabı açınca hem küçük puntolu hem de en göz yoran fontu kullandığını gördüm ve ilk 20 sayfasından sonra bıraktım. Aslında bırakmamın bir diğer nedeni kitabın çok ağır ilerlemesiydi.




Elisa fiziksel yapı bakımından çok kilolu bir kız ve ailesi tarafından daha önce evlenmiş bir adam olan Alejandro ile evlendirilir. Ben hep bu ikili üzerinden iş yürüyecek sanıyordum ama yanılıyormuşum. İyi ki de düşündüğüm gibi olmamış. Çünkü kitabın 2. Kısımdan sonra kitap kendini gerçekten okutmayı başarıyor. Sanırım ikinci kısma kadar dayanırsanız, gerisi su gibi akıp gidiyor.

Burada ne yazsam spoiler olacak ama fantastik ve tarihi tadında, içinde şaşıracağınız ve bir an gelip gerçekten çok sinirleneceğiniz bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Ben ilk kısmı geçene kadar hep elimden bırakıyordum ve okumakta isteksizdim. Bunun etkisiyle kitaba bakış açımda olumsuz yönde gelişti. Ama bir çırpıda biten bir kitap olmadığını bilip de okursanız, eminim seversiniz.

3/5

20 Kasım 2014 Perşembe

Safkan (Melez Sözleşmeleri #2) - Jennifer L. Armentrout / Kitap Yorumu


Orijinal Adı: Pure
Sayfa Sayısı: 406
Yayınevi: DEX

Melez sözleşmelerinin ilk kitabını okuyalı uzun bir zaman geçtiği için ikinci kitaba başlamak konusunda kararsızdım. Ama ilk sayfalarda kısa bir ilk kitap tanıtımı olduğundan hatırlamakta zorluk yaşamadım.

Bu seri Vampir Akademisine çok benzediğinden fazla eleştiriliyor diye biliyorum. Ben VA yı okumamış ama filmini izlemiş biriyim ve evet, ilk kitapta çok fazla benzerlik var.

Jennifer'ın yazım şekli kesinlikle kendisini okutturuyor ve ana karakterimizi Alex, okurken keyif aldığım nadir karakterlerden biri.



İlk kitap o dünyayı tanıtmak amaçlı olduğu için anca sonlarda hareketlenme görmüştük. -Tabii Alex'in sürekli ufak çapta başını belaya sokmasını saymazsak- Ama bu kitapta olaylar hiç durulmadı ve kitap bir çırpıda bitti.

İlk defa bir kitapta iki erkek arasında kalan kadın karakterin kendisini mantıklı bir şekilde sorguladığını ve seçimindeki nedenleri kafasında ölçüp biçtiğini gördüm. Ben Alex'i vurdumduymaz bir karakter diye beklerken beni çok yanılttı ama bu özelliğini sevdiğimi söyleyebilirim.

Safkan, genel itibariyle yer yer güldüren ama bir bölümünde şaşkınlıkla karışık üzüntü duygusunu işleyen bir kitaptı. Olayların iyice kızıştığı ve üçüncü kitabın bana göre dönüm noktası olacağı mesajının altyapısı yapılan bir kitap olmakla birlikte benden tam puanı aldı :))

5/5

13 Ekim 2014 Pazartesi

Benimle Kal (Nefes Serisi #2) - Rebecca Donovan / Kitap Yorumu


Onu kurtarabilecek olan tek şey aşktı...

Geldi ve o en umutsuz anda kalbini kıskıvrak yakaladı. Weslyn'in Connecticut eyaletinde hayat olağan deviniminde akıp gitmektedir. Fakat Emma Thomas'ın tek isteği çevresi tarafından görünmez olmaktır.

Onun tüm çabalarının sebebi, gördüğü zulmün eseri, vücudunda biriken yara izlerini gizleyerek hayatını her şey yolundaymış gibi göstermektir.

Fakat Emma, bir gün Evan adında bir adamın çıkagelip tek günde hayatını değiştireceğini nereden bilebilirdi?

Aşk ona, sırlarını açığa çıkarmak pahasına da olsa kabuklarından sıyrılma şansı tanıdı.




Sayfa Sayısı: 540
Orijinal Adı: Barely Breathing
Yayınevi: Parodi

Benimle Kal, beni ciddi anlamda çıldırtacaktı. Tut Elimi kitabında Emma'yı anlayabiliyordum ama bu kitapta sinirlerimi tepeme çıkardı desem yeridir.

İlk kitapta Emma, amcası ve yengesiyle kalıyordu ve Evan karşısına çıkana kadar da tek amacı bir okuldan burs alıp üniversiteyi garantilemekti. Tabii işler umduğu gibi gitmedi ve ilk kitabın sonunda bizi ikinci kitabı almaya iten bir olay yaşandı.

Beklediğim gibi bir başlangıç olmamıştı ama böyle olmasını daha çok sevdim. Yani olayları kitabın arasında vererek heyecan yaratmış yazar. O kadar olay oldu, o kadar zaman geçti ama Emma bir türlü değişemedi. Tamam normal bir genç kız olamaz ama en azından düzelme belirtileri göstermesi gerekmez mi? Ama tersine kızımız iyice sinir bozucu oldu.

Evan karakteri bize yakışıklı olduğu sürekli üstüne basa basa söylenen bir karakter değildi. Bu yüzden Evan, yaptıkları ve söyledikleri için sevilebilen bir karakter ama bir Emma göremiyor kendisini karşılıksız seven Evan'ı. Sürekli araya sırlar, insanlar giriyor ve Emma'nın bu saf -ya da sessiz mi desem bilemedim- hali kitabı okumamı zorlaştırdı.

Bir de Rachel ve Jonathan var ki onlara hiç girmek istemiyorum. Yoksa bu yorum hiç bitmez.

Yazar kesinlikle çok iyi yansıtıyor duyguları. Bir ara kitabı parçalayasım geldi :D Ben oldum olası sevemem saf ve suskun karakterleri, bu yüzden Emma'nın her yaptığı şey beni sinirlendirdi. İşin garibi kitabı bir türlü elimden de bırakamadım. 540 sayfanın çoğu olaysız ve büyük çoğunluğu duygulardan oluşmuş olsa da, yazar sonunu merak ettirmek için yazmış da yazmış.

Neden bu kadar sinirlendim bilmiyorum ama 3. kitabı katiyen, asla ve asla almayı planlamıyorum. Cidden okurken kendimi paraladım. Zaten bu kitaptan sonra bir de umutsuzu okumuştum, ikisi birlikte içimi yeteri kadar karartmıştı.

Sonuç olarak harika ama benim içimi çok karartan, güzel bir kitaptı. Sakın iki kitabı art arda okumayın, fena halde depresyon etkisi yapabilir. 3. kitabı D&R da gördüm ama sadece göz ucuyla baktım :D

5/5

Kitaba o kadar saydırdım ama yiğidi öldür hakkını yeme demişler :))



12 Ekim 2014 Pazar

Kıyamet Sonrası - Suzan Ee / Kitap Yorumu




Penryn'in küçük kız kardeşi Paige kayboldu. İnsanlar korkuyor. Bir annenin kalbi kırık.

Penryn San Francisco sokaklarında kardeşini arıyor. Sokaklarneden bu kadar boş? Herkes nereye kayboldu?

Paige kardeşinin izini sürerken, meleklerin gizli planının merkezini buluyor ve ürkütücü gerçeklerle yüz yüze geliyor.

Raffe kanatlarının peşinde. Onlarsız meleklere katılmasıimkansız. Tekrar kanatlarını kazanmak ya da Penryn'in hayatınıkurtarmak arasında kaldığında, hangisini seçecek?

 Melekler, insanlar ve canavarların korku dolu hikayesi, MeleğinDüşüşü'nün ardından, Kıyamet Sonrası ile devam ediyor.




Sayfa Sayısı: 358
Orijinal Adı: World After
Yayınevi: Dex


İlk kitap, Meleğin Düşüşünü çok beğenmiştim ve bu kitapta ilk kitap kadar güzeldi. Ama dert yanacağım bir nokta var ki Raffe ile geçirdiğimiz azıcık zaman dilimi. Ayrıca anladım ki ben Penryn karakterini her yönüyle seviyormuşum ve sanırım kitabın çabucak bitmesinin en önemli sebebi de bu. Bana göre birçok kitap karakteri gibi sinir bozucu ya da klişe değil. 

Bu kitapta da ilk kitapta olduğu gibi olay üstüne olay vardı ve heyecan sürekli devam ediyordu. Bence bu kızın annesinde bir işler var ama fazla üstünde düşünüp tahminler yapmak istemiyorum. Ayrıca Paige den bir şeyler çıkacağını hiç beklemiyordum, biraz ters köşe oldu. 

Dex yayınevinin kitaplarını genel  olarak seviyorum ama kitap kalitesi kocaman bir sıfır. Sadece iki kez çantamda taşıdım ve o kadar dikkat etmeme rağmen ucu ikiye ayrıldı ve bir iki kez katlandı.  Bu kitabın arkasında 24 TL gibi komik bir rakam yazıyor ayrıca. Birçok kaliteli yayınevi o paraya ciltli kitap çıkarıyorken Dex, 400 sayfa bile olmayan ve kapak kalitesi berbat olan bir kitaba o fiyatı vermesi komik geldi. Ciddi ciddi korsanı çıksa almayı bile düşünüyorum. Arada hiçbir kalite farkının olmayacağı kesin. En azından kazıklanmamış olurum. 

Sonuç olarak Suzan Ee favori yazarlarım arasında ve ben 3. kitabı nasıl bekleyeceğimmmm :))

5/5

Orijinal Kapaklar:

28 Eylül 2014 Pazar

Karanlık Ateş - Karen Marie Moning / Kitap Yorumu

Karanlıktan korkar mısınız? Hiçbir şey göründüğü gibi değildir ve yeri geldiğinde insanlar gördüklerine de inanmamalıdır... 

Güzel, akıllı ve normal biri olmak, görünürdekinin gerçeğini ortaya çıkarmaya yeter mi bilinmez ama MacKayla bu özelliklere sahip bir kadın olarak gerçekler için çaba sarf edecektir. Tek amacı, diğer tüm normal insanlar gibi mutlu ve sade bir hayatı varken kardeşinin öldürülmesi ile mantıklı bir açıklama getiremediği tuhaflıklara son vermekti. Anne ve babasına olan sadakatini çiğneyerek kardeşinin katilinin peşine düşen Mac, İrlanda'ya gider. Çıktığı yolculuk, onu hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı, iyi ile kötünün aynı derecede tehlike yarattığı karanlık bir dünyaya sürükler. Kısa süre içerisinde ise daha da büyük bir meydan okumayla karşı karşıya kalır: Sahip olduğundan haberdar bile olmadığı gücünü insanlık âleminin ötesindeki, tehlikeli Fae âlemini görebilme yeteneği kullanmayı öğrenir ve istenilenden çok daha uzun bir süre hayatta kalmayı başarır. Her hareketi, geçmişi olmayan ve Mac'in hayal ettiği gelecekle alay eden bir erkek olan karanlık ve gizemli Jericho tarafından gölgelenir.


Sayfa Sayısı: 342
Orijinal Adı: Darkfever
Yayınevi: Epsilon



Kitabımız ana karakterimiz Mac'in ağzından anlatılıyor ve kitapta ne ararsanız var. Mac'in başlarda hiçbir şeye inanmaması kitabı bana göre daha okunur kılmış. Birde olanları sürekli sorgulaması, boyun eğmemesi -Barrons'a karşı bile asdfgafdg- bence daha gerçekçi olmuş. 

Mac, ablası Alina'nın öldürülmesi üzere Dublin'e gider ve onun katilini bulmak üzere iş başına geçer. Tabii bunu polisle halledebileceğini düşünmesi ama sonrasında öğrendiği gerçekler yüzünden Dublinde daha fazla durmak zorunda kalacak.  

Mac kesinkle eğlenceli biri ve kitabı okurken durduk yere kahkaha atabilirsiniz. Barrons'un o soğuk nevale hali bile kızımızı korkutup uzaklaştırmaya yaramıyor. Hele sonundaki oje sahnesi kesinlikle favorim. :))

Hala Mac'in cevabını bulamadığı sorular var, tabii bizimde öğrenemediğimiz birçok şey. Diğer kitapları almamak için büyük bir irade testinden geçsem de her an bir diğer kitabı almış olarak çıkabilirim karşınıza. 


5/5



Serinin diğer kitapları









26 Eylül 2014 Cuma

Umutsuz - Colleen Hoover / Kitap Yorumu


    Lise son sınıf öğrencisi olan Sky çapkınlığı kendi şanıyla yarışan Dean Holder'la tanışır. İlk karşılaştıkları andan itibaren Holder onu hem korkutur hem de cezbeder. Ona dair bir şeyler, Sky'ın derinlere gömmek için çok uğraştığı sıkıntılı geçmişine ait anılarını ateşler. Sky ondan uzak durmaya kararlı olsa da Holder'ın kararlı tutumu ve esrarengiz gülümsemesi savunmasını yerle bir edip aralarındaki

bağın güçlenmesini sağlar. Ama gizemli Holder'ın sakladığı sırlar vardır, bu sırlar ortaya çıkar çıkmaz Sky sonsuza kadar değişir ve güven duygusu gerçekler karşısında yenilgiye uğrar.

   Sky ve Holder ancak çıplak gerçeklerle cesurca yüzleşerek yaralarını iyileştirebilecek ve sınır tanımadan yaşayıp birbirlerini sevebileceklerdir.

   Umutsuz nefesinizi kesecek, merakınızı uyandıracak size ilk aşkınızı hatırlatacak bir roman.



Sayfa Sayısı: 429
Orijinal Adı: Hopeless
Yayınevi: Epsilon




Kapak arkası yazısındaki gibi klasik bir aşk kitabı değil. Başlarında öyle olduğunu düşünmüştüm ama kitap ilerleyip özellikle sonlara doğru her şey netliğe kavuşunca ağzım kocaman bir O şeklinde açıldı.  Kitapta bir çok şeyin açıklaması var ve hopeless kelimesinin anlamının öyle bir şey olduğunu öğrendiğimde şaşırdım açıkçası. Kitabın geneline baktığımızda karşılaştığım olayları hesaba katarsam bu isim mevzusu pek şaşırılacak bir olay olmuyor aslında :P

İşin garibi de kitabın ilk yarısının gayet eğlenceli geçip diğer yarısında dram yüklü olması. Sanki iki farklı kitap okuyormuşum gibiydi.  Ayrıca Epsilonu buradan orijinal kapak basma ve büyük punto kullanma faaliyetlerinden ötürü tebrik ediyorum :P Kitabı okurken gözüm daha az yorulmuş oldu sayelerinde.

Umutsuz kesinlikle bir çırpıda bitecek bir kitap ve sakın arka kapağında yazılanlara aldırmayın. Yazılanlar kitabın yalnızca yarısı olabilir. Yazar o kadar etkileyici cümleler kuruyor ki sanki Sky'ın tüm o yaşadığı duyguları sizde yaşıyorsunuz ve bir an kitap karakteri olduğu tümüyle aklınızdan çıkıyor.

Özellikle Sky'ın bu kadar güçlü olması karakterlerde olmasını istediğim özelliklerden biriydi. Kitabın etkisinden çıkabilmek biraz uzun sürüyor, küçük bir uyarı olsun bu da :))






Umutsuz kitabındaki bir çok olay Yeni Bir Umut kitabında Holder'ın ağzından anlatılıyormuş. Eğer bu kitabın etkisinden kurtulabilirsem diğer kitabı almak istiyorum :))


5/5

***

Birkaç ufak alıntı..


"-Kafeterya. Ne olursa olsun uzak dur, ama hava kötüyse, içeri girdiğinde ne yaptığını biliyormuşsun gibi davran. Korkunun kokusunu alabilirler." (S.23)


"'Ya Vejetaryensem?' diye sordum salatadaki tavuk göğsüne bakarak.
'Etrafındakiler yersin.' diye karşılık verdi. Çatalımı kapıp tavuk göğsümden aldığım parçayı ağzıma götürdüm. 'Şanslısın, çünkü değilim.'" (S.28)


"'Peki ben hak etmiyor muydum?' Bu kez gözlerini bana dikti. 'Hayır,' dedi kesin bir tavırla ve tekrar yola döndü. 'Sen kelimeleri hak etmiyorsun, Sky. Sen harekete geçmeyi hak ediyorsun.'" (S.202)







20 Eylül 2014 Cumartesi

Küller - Ilsa J.Bick / Kitap Yorumu




Bir elektromanyetik darbe dalgası çakar gökyüzünde; tüm elektronik aygıtlar parçalanır, bilgisayarla çalışan tüm aletler yok olur ve milyarlarca insan o an, oracıkta ölür.


Hayatta kalan bir avuç insandan biri olan Alex, ölmüş anne babasına ve geçmişte kalan yaşamına veda eder. Çıktığı zorlu yolculukta, Afganistan'dan yeni dönmüş genç bir asker olan Tom ve büyükbabasını elektromanyetik darbede kaybetmiş olan sekiz yaşındaki Ellie ile karşılaşır.

 Bu küçük grup ve hayatta kalan diğerleri için şimdi tüm mesele, yiyecek ve barınak bulmak, kime güveneceklerini iyi bilmek, darbe sayesinde kazandıkları güçleri iyi kullanmak ve bir de kimin insan, kimin artık "değişmiş" ve bir zombiye dönüşmüş olduğunun ayırdına varmaktır. Her an bizim dünyamızın da başına gelebilecek bir felaketten sonrasını anlatan Küller, okurların elinden düşmeyecek, zaman zaman da kanını donduracak bir serinin ilk kitabıdır.

Sayfa Sayısı: 361
Orijinal Adı: Ashes
Yayınevi: Dex






Bu kitabı almadan önce hakkında çok iyi yorumlar okumuştum ama ilk bölümü bitirir bitirmez biraz abartıldığını anladım. Çok güzel bir kurgusu var, yazarın anlatımı, betimlemeleri çok güzel ama sanki olaylar çooook yavaş ilerliyor gibi. Evet, olan her olayı benimseyerek okuyorsunuz ama beni birazcık sıktı bu durum. Birde boş zamanımın çok fazla olduğu zamana denk geldiği halde bitirmeye kendimi zorladığım için okudum diyebilirim.

Bu kadar olumsuz şey yazdım ama kitap gerçekten güzeldi.Kitabın ilk yarısından sonra bir nebze konu gelişmeye başladı ve artık dış dünyadan haberdar olmaya başladı karakterler. Onun haricinde okurken ağzımı açık bırakacak derecede şaşırtıcı olaylar da olmadı değil. Alex'in bundan sonra ne yapacağını öğrenmeyi çok istiyorum. Diğer kitabı da en kısa zamanda -çok fazla beklenti içine düşmeden- almayı planlıyorum.


4/5



18 Eylül 2014 Perşembe

Sessizlik (Hush hush #3) - Becca Fitzpatrick / Kitap Yorumu



Sayfa Sayısı: 416
Orijinal Adı: Silence
Yayınevi: Pegasus






Geride sadece sessizlik kaldığında gerçek duyulabilir mi?


Patch ve Nora arasındaki çığlık, yerini sessizliğe bırakmıştır. Patch'in karanlık geçmişindeki sırların üstesinden gelmiş… birbirinden tamamen farklı iki dünya arasında bir köprü kurmuş… ihanet, sadakat ve güven duyguları zorlu sınavlardan geçmiştir. Ve bütün bunlar, cennet ve dünya arasındaki sınırları aşan bir aşk uğruna göze alınmıştır. Birbirlerine duydukları sarsılmaz güven haricinde hiçbir şeye sahip olmayan Patch ve Nora, uğruna çaba harcadıkları her şeyi ve aşklarını paramparça edebilecek bir güce karşı umutsuz bir savaşa başlarlar...





"Becca Fitzpatrick'in kaleme aldığı aşk büyüleyici." The Book Cellar

"Becca Fitzpatrick harika karakterler yaratmada eşsiz bir yeteneğe sahip. Nora ve Patch'in arasındaki çekim, insanın kalbini yerinden oynatıyor!" Strph Su Reads

"Unutulmaz karakterler, harika diyaloglar, etkileyici bir espri anlayışı ve karanlık olduğu kadar merak uyandıran bir olay örgüsü. hush, hush serisi, okuyucuyu kendinden geçiriyor." Reviewer X




Bana göre hush hush serisi genel olarak bakıldığında bir çırpıda okunabilecek bir seri. Yazar, yorucu cümleler sarf etmiyor ve anlatım dili çok akıcı.

Kitaba gelecek olursak;

Nora uzun zamandır kayıp ve bulunduğunda son 5 ayını hatırlamıyordur. Zaten kitabın yarısından fazlasında eskileri hatırlamaya çalışmakla geçiriyor.

Bence yazar bir kitap fazla yazayım mantığıyla yazmış. Fısıltı ve Çığlık kitaplarında işlenen temel bir konu vardı ama bunda diğer kitaplarda farklı olarak öğrendiğimiz pek bir şey yoktu.İlk iki kitabı tekrar baştan özet olarak okumuş gibiydim. Okuduğuma pişman değilim ama okumasam da pek bir şey fark etmezmiş diye düşünüyorum. Seriden bağımsız bir kitap olmuş sanki.

Final kitabı da elimde olduğu için en kısa zamanda onu da okuyup seriyi bitirmek istiyorum. Bu kitap hakkında olumsuz yorum yapıyor olsam da genel olarak seviyorum bu seriyi. Hatta bende çok uzun zaman takıntı haline gelmişti kitapları almak. Zaten kitapları hep karışık sırayla alıp, hepsini art arda okumaya çalışıyorum :))


3/5



8 Ağustos 2014 Cuma

Tut Elimi (Nefes Serisi #1) - Rebecca Donovan / Kitap Yorumu



Orijinal Adı: Reason to breathe
Sayfa Sayısı: 489
Yayınevi: Parodi Yayınları
Çevirmen: Handan Sağlanmak 


 

   Onu kurtarabilecek olan tek şey aşktı... geldi ve o en umutsuz anda kalbini kıskıvrak yakaladı. Weslyn'in Connecticut eyaletinde hayat olağan deviniminde akıp gitmektedir. Fakat Emma Thomas'ın tek isteği çevresi tarafından görünmez olmaktır. 

   Onun tüm çabalarının sebebi, gördüğü zulmün eseri, vücudunda biriken yara izlerini gizleyerek hayatını her şey yolundaymış gibi göstermektir. Fakat Emma, bir gün Evan adında bir adamın çıkagelip tek günde hayatını değiştireceğini nereden bilebilirdi? 

   Aşk ona, sırlarını açığa çıkarmak pahasına da olsa kabuklarından sıyrılma şansı tanıdı. Bir genç kızın hayatını değiştiren aşk hikâyesi, sessiz çığlıkları ve umuda pamuk ipliği ile tutunuşu: Tut Elimi




'Umut pamuk ipliğine bağlıysa aşk bir mucizedir...' (Tammara Webber )

'Ben böylesi etkileyici bir aşka daha önce şahit olmadım.' (Guardian)

'Her yürek burkan sahnede kanınız donacak, her öpücükte kalbiniz sımsıcak olacak.' (Cynthia Shepp)




Elimi Tut, parodi yayınlarından okuduğum ilk kitap olmakla birlikte sayfa sayısı ve kalitesine rağmen fiyatıyla beni çok şaşırtan bir kitap oldu. Neredeyse 500 sayfa ve iç kapaklı bir kitabın arka kapak fiyatı sadece 19 TL olması pek gördüğüm bir olay değildi. Belkide yayın evinin yeni olmasından kaynaklanıyordur bu.

Nefes serisi 3 kitaptan oluşuyor (sanırım) ve Elimi Tut kitabının yanında Benimle Kal kitabını da almıştım. Alırken tereddüt etmiştim ya ilk kitabını beğenmezsem diye ama öyle olmadı.

Kitabı ana karakterimiz Emma (Emily) ağzından okuyoruz. Kitap neredeyse 500 sayfa ama gel gör ki içinde anlatılan olaylar çok da fazla olmamasına rağmen her şeyi sindirerek okuyorsunuz. Mesela karakterin başına öyle bir şey geliyor ki verdiği tepkiye kızıyorsunuz ama size sonra neden böyle tepki verdiğini açıklıyor ve bir süre sonra yapılanlar ve verilen tepkiler size saçma gelmiyor.

Emma 12 yaşından beri amcası, yengesi ve çok sevdiği iki yeğeni ile birlikte yaşamakta. Şu anda 16-17 yaşlarında ve kitabın ilk sayfalarından itibaren yaşadığı zorlukları anlatıyor. Yengesinin işkencelerinden ve amcasının suskunluğundan kaçmak için iki sene daha çok çalışıp iyi bir üniversiteye burslu olarak kapak atması gerek. Tabii her şey planladığı gibi gitmiyor. Her spor aktivitesi ve kulüp çalışmalarına katılan, ders notları her zaman en yüksek olan Emma, tek arkadaşı olan Sara haricinde kendisiyle konuşmak için her yolu deneyen yakışıklı karakterimiz Evan'a karşı bir şeyler hissetmeye başlıyor.

Öncelikle kitap cıvık bir aşk romanı değil. Arada tabii ki ergen olayları görmek pekala mümkün ama daha çok kızımızın ruh halini okuyoruz ve bu başlarda biraz sıkıcı olsa da sonralarında sizi farklı bir dünyaya götürüyor. 

Ben Evan karakterine yakışıklı dedim ama yazar çok az sahnede bunu belirten cümleler kullanıyor ve bu karakterlerin gerçeğe uygun olmasını daha fazla destekliyor. 

Sonuç olarak son 15-20 sayfasına kadar her şey tek düze giderken sonlarında sizi ikinci kitabı almaya teşvik edecek bir olay yaşanıyor. Benim elimde ikinci kitap olduğu için rahatça yazıyorum ama böyle bir şeyi kimse düşmanına yapmaz ey yazar!! 


4/5

Yurt dışı kapakları:








21 Haziran 2014 Cumartesi

Çığlık (Hush hush #2) - Becca Fitzpatrick / Kitap Yorumu



Orijinal İsmi: Crescendo
Yayınevi: Pegasus
Sayfa Sayısı: 407



Fısıltı kitabına 2 sene önce e-book olarak başlayıp daha sonra beğenince gider alırım diye bıraktığım ve tabii ki araya giren bazı sorunlar yüzünden tamamen aklımdan çıkan bir kitap kendisi. Geçenlerde tüm serinin kitaplarını alıp -artık bende bu seriyi tamamlamak nedense inada bindi- bitirdim. Ayrıca bu seri hakkında iyi yorum yapan da var kötü yorum da. Bana göre hiçbir kitaba büyük beklentilerle başlamamak gerekiyor ki bittiğinde beklentimizin altında çıkmasın.
     
İlk kitabı ara vererek okuduğum için yorum yapmamıştım ama bu kitabı bitirince sıcağı sıcağına gelip yorum yazayım dedim :)) 

Fısıltı kitabında Nora, Patch hakkındaki ve onun dünyasıyla ilgili birçok şey öğrendi. Ben ilk kitabı bitirdiğimde ikinci kitap için heyecanlı değildim, çünkü ilk kitapta sanki tüm kurgu bitmiş gibiydi. Yani herkes yaşıyor ve görünürde mutlu bitmişti. Ama asıl olay diğer kitaplara saklıymış.

Çığlık kitabının kapağında yazan bazı şeyler fena spoiler içeriyor bana göre. Sonuçta ilk kitapta kurguyu ve karakterleri bildiğimiz için ve yazar zaten yeni bir olay eklediğinde açıkladığı için kapak yazısı heyecanı biraz kaçırıyor. 

İlk kitaptaki akıcılık bu kitapta da devam etmiş. Ben hiç sıkılmadan -ki bazı yerlerde kahkaha attığımı hatırlıyorum- okuyup bitirdim. Fısıltıyla eş değer bir kitaptı, yani yeni olaylar, karakterler eklenmesine rağmen heyecan seviyesi fısıltıyla aynıydı. Ama hakkını yememek lazım, sonunu çok merak dolu bir şekilde bırakmış. Eğer elimde devamı olmasa aklım kalırdı sanırım.



Esas karakterlerimiz Nora ve Patch'e gelecek olursak, Nora bu kitapta birçok seride beni deli eden kadın karakter imajında olmayıp benden tam not aldı. Patch ise sakladıkları ve söyleyemedikleri yüzünden bu kitapta bayağı bir sinir bozucuydu. Tabii sonlara doğru nedenlerini anlayınca kızamıyorsunuz :P

Sonuç olarak, gündemdeki birçok fantastik kurguya sahip kitaplardan biriydi ve ben okuduğu için pişman olmayan kesime girdiğimi rahatlıkla söyleyebilirim. Kesinlikle okunmalı değil ama kendinizi Patch'ten mahrum bırakmamalısınız cinsten bir seri :))


ALINTILAR

"Scott Parnell'a geri sar. Biz beş yaşındayken burada oturuyordu."
Vee uzun süreli belleğini yoklar gibi baktı.
Yardımcı olmak için "İkide bir altını ıslatırdı," dedim.
Vee'nin gözleri parladı: "Sidikli Scotty mi?"
(s.44)


...Scott'ı gördüm. Alnını cama yaslamıştı ve gülümsüyordu. Bana. irkilerek yerimden zıpladım. Parmağını kıvırarak dışarı gelmemi işaret etti.
Vee'ye "Hemen dönerim," dedim.
Bakışlarımı takip etti. "Şu Seksi Scotty değil mi?"
"Ondan böyle bahsetmekten vazgeç. Sidikli Scotty'e ne oldu?"
(s. 132)

Bir saniye sonra Marcie yanımda adamı taburesinden edip yerine tünedi. Patch'in şapkasını çıkardı, saçlarını savurdu ve şapkayı yüzüne bastırıp kokusunu içine çekti "İnanılmaz kokmuyor mu?"
"Hey, Nora" dedi Vee. "Patch'in daha geçen hafta biti yok muydu?"
s.(159-160)

..."Stang'i otuz dolara bana satmaya ne dersin? Hatta nakit ödeyebilirim."
Kolunu omzuma atarken gülümsüyordu. "Sarhoşum ama o kadar sarhoş değilim, Grey."
(s.245)

24 Mayıs 2014 Cumartesi

Cehennem (Providence #2) - Jamie Mcguire / Kitap Yorumu


Sayfa Sayısı: 352 
Yayınevi: Yabancı
Orijinal Adı: Requiem
Baskı Yılı: 2014  

Nina Grey, şeytanlarla yaptığı savaşın yaralarını yeni yeni sarıyordu. Geçmişte olanlar çok uzakta kalmış gibiydi. Hem okuluna devam ediyor hem de babasından kalan şirketin başına geçmek için hazırlanıyordu. Her şey normale dönmüştü, geceleri gördüğü kâbuslar dışında... 

Nina ve nişanlısı Jared için bu kâbusların tek bir anlamı vardı: Yaklaşan tehlike ve Şeytanlarla yapılacak olası bir savaş… 

Tatlı Bela'nın yazarı Jamie McGuire, Providence üçlemesinin ikinci romanı Cehennem'de hem içinizi ısıtacak hem de tüylerinizi diken diken edecek! 

***

     Öncelikle şunu belirtmeliyim ki Araftan daha iyi bir kitaptı. En azından bu kitapta Nina karakteri beni delirtmedi. Ayrıca yazara bir konuda teşekkür etmem gerekiyor. İlk kitaptaki gibi vıcık vıcık bir aşk yoktu. Her şey yerinde ve kararındaydı. Bir de Ryan olayını iyi bir şekilde bağlamalarına sevindim. Yoksa Nina bir Bella yolunda ilerleyecekti :/ 

      Kitabın dışından bahsedecek olursak Araf gibi bir kitabın devamı olduğuna kimse inanmaz. Bir an önce çıkaralım ikinci kitabı diye özenmemişler sanırım. Araf, üzerinde kabartılar olan ve ayracı da çok orijinal bir kitap olmasına rağmen Cehennem korsan izlenimi veriyor. Cennet'inde kapağı kırmızı ağırlıklı olduğunu görünce hayal kırıklığına uğradım açıkçası. Galiba bir an önce çıkaralım diye özenmemişler. Ama kitap içerik olarak da çeviri olarak da güzeldi. 
   
      Cennet için biraz ara vermeyi planlıyorum. Çok heyecan yaratarak bitirilmiş bir seri değildi benim için. 



21 Mayıs 2014 Çarşamba

Sınırları Zorlamak - Katie Mcgarry / Kitap Yorumu


Orijinal Adı: Pushing the Limits
Sayfa Sayısı: 415
Yayınevi: Aspendos


Arka Kapak:

Birbirleri için çok yanlış… ve bir o kadar da doğrular. 

 Echo Emerson'ın, sporcu sevgilisi olan popüler bir kızdan, hakkında dedikodular dönen, kollarında 'tuhaf' yaralar olan dışlanmış bir kıza dönüştüğü akşam neler olduğuna dair kimsenin bir fikri yoktur. Echo bile o korkunç akşama dair tüm olanları hatırlayamıyordur. Tek bildiği, her şeyin tekrardan normale dönmesini istediği. Oldukça yakışıklı ve siyah deri ceketli çapkın ama yalnız 

Noah Hutchins, şaşırtıcı anlayışıyla hayatına girdiğinde Echo'nun dünyası asla hayal edemeyeceği bir biçimde değişir. Oysa ortak hiçbir noktaları olmaması gerekirdi. İkisinin de tuttuğu sırları düşünürsek, beraber olmaları oldukça imkânsızdı. 

 Fakat aralarındaki çekim bir türlü geçmek bilmez. Echo, sınırları daha ne kadar zorlayabileceklerini ve ona sevmeyi yeniden öğretebilecek tek bir adam için neleri göze alabileceğini kendisine sormak durumunda kalır.

***

    
     Arka kapakta yazılanlardan farklı bir şekilde özetleyemem kitabı sanırım. Ana karakterlerimizi Noah ve Echo'nun ağzından yazılan ve bana göre çok gerçekçi bir kitaptı. Noah birçok kitabın ana karakterine benziyordu ama sanırım tek farkı gerçek olabilecek bir karakter olması. Yani yazar karakterini çok gerçekçi oluşturmuş. Aynı şey Echo içinde geçerli. Bir sürü gerçek kelimesini kullandıktan sonra devam ediyorum :P

     Kitap bir Echo bir Noah ağzından anlatılıyor ve her iki karakterinde düşüncelerini öğrenmek kitabı daha akıcı hale getirdi. Ben bir günden kısa bir sürede okudum kitabı, sanırım bunun sebebi hem güzel bir çeviri olması hem de yazarın çok akıcı yazması. 
    
    Kitapta en çok sevdiğim kısımlar Noah ve kardeşlerinin konuşmalarıydı. Ben kitabın sonunu daha farklı bekliyordum Noah ve kardeşleri için ama yazar mantıklı bir karar verip daha güzel bir son yazmış. 
    
    Sonuç olarak akıcı, güzel bir kitaptı. Eğer kafanızı yormayacak bir kitap arıyorsanız çerezlik olarak tavsiye edebilirim :))



12 Mayıs 2014 Pazartesi

Gece Nöbeti - Tess Gerritsen / Kitap Yorumu



Bir yanda büyük şehir hastanelerinin baş döndürücü kalabalığında kazanılan deneyim ve başarılar; diğer yanda küçük bir kasabanın acil servisinde, mezarlık vardiyası da denen sakin gece nöbetleri.

Bir yanda gece yarısı anlaşılamayan bir nedenle hastaneye bırakıldıktan sonra kaybolan yaşlı bir adam; diğer yanda her şeyden habersiz, patlamaya hazır birer saatli bomba gibi sokaklarda dolaşan kadınlar.

Bir yanda bakıma muhtaç yaşlı bir anne, mutsuz bir kızkardeş ve parçalanmak üzere olan bir aile;diğer yanda kuşkular üzerine kurulu, kaçamak bir aşk.

Ve hepsinin ortasında tek başına bir kadın doktor: Toby Harper. Başta mesleki itibarını kurtarmak için giriştiği onur mücadelesi, bir süre sonra karanlık güçlerin de dahil olmasıyla, ölümcül bir kedi fare oyununa dönüşüyor. Kayıp bir hastanın peşinde, kendisini tehlikenin tam ortasında bulan Toby Harper'ın heyecan dolu hikâyesi beklenmedik sonuyla kanınızı donduracak.

"Yılın en heyecan verici romanlarından biri. Son derece inandırıcı ve canlı, aklınızdan çıkaramayacağınız bir kitap." Publishers Weekly 
Kitapları 37 dile çevrilen ve bütün dünyada 20 milyondan fazla okura ulaşan, çok satanlar listelerinin üst sıralarından hiç inmeyen, tıbbi gerilim edebiyatının kraliçesi Tess Gerritsen'den en derinlerdeki arzularımıza ve korkularımıza ustalıkla dokunan sürükleyici bir hikâye. Sonsuza kadar genç kalmak uğruna insanlığımızın ne kadarını feda edebiliriz? Uzun bir ömürle yetinmeyip ölümsüzlüğü arzulayan insanoğlu bunun bedelini ödemeye ve ödetmeye hazır mı?
"İnsanı daha ilk sayfadan yakalıyor ve sonuna kadar da bırakmıyor." John Saul 
"Okurken kendinizi içinde hissedeceğiniz hastane sahneleri, bilimin tüyler ürpertici yüzü, bir acil servisin gerektirdiği akıl almaz bir tempo ve bir nefeste okunacak müthiş bir gerilim." People

"Tüyler ürpertici bir tıbbi gerilim… Son sayfaya kadar gizemini koruyor." Maine Telegram 

"İlginin kulaktan kulağa yayılarak gittikçe büyüyeceği heyecan dolu bir hikâye." Booklist 

"Şok edici… Tess Gerritsen mesleki bilgisini, sıra dışı karakterler ve çarpıcı bir tarzla birleştirip soluk soluğa okunacak, keyifli bir gerilim hikâyesi yaratmış." San Jose Mercury News 

"Kesinlikle ürkütücü… Daha ilk satırlardan itibaren içinizdeki korkularla yüzleşmeye hazır olun." Rapport

"İnanılmaz canlı ve gerçekçi… gerilim ve merak hiç dinmiyor…" The News Journal


***

     Gece Nöbetini yaklaşık 2 ay önce almıştım ama hep okumayı geciktiriyordum. Yorumlarına baktığımda sürekli bir "Mükemmel, harika, gene bir Tess klasiği vs.." kelimeler gördüğüm için şişirilmiş olmasından korkuyordum. Ama bugün kitabı bitirdiğimde anladım ki kesinlikle haklılar!

    Ben kişilik olarak pek sağlık alanından hoşlanan bir insan değilim ama Tess Gerritsen sizi öyle bir atmosfere sokuyor ki kendinizi yılların doktoru gibi hissediyorsunuz :P Şaka tabii ki bu :D

       Yazar önce tıbbi bir terim/cümle söylüyor ve ardından anlayacağımız şekilde açıklıyor. Bu sayede kitabı okurken sıkılmadım. Ayrıca kitaptaki karakterlerin hep bir hareket halinde olması ve birbirleriyle bağlantılı olması güzel bir şeydi.

        İlk kitaptan bir yargıya varmayayım diyorum ama sanırım diğer kitaplarda da karşıma çıkacak bir durum var. Yazar karakterlerine acımıyor. Bilmiyorum belki bu tarz kitaplarda birilerinin ölmesi gerekiyordur. Ana karakter olarak değil de yan karakterler olarak baya bir eli bol yazarımızın :P
       Sonuç olarak Tess Gerritsen istediğim tüm özelliklere sahip kitaplar yazarsa bana da almak düşer :))



7 Mayıs 2014 Çarşamba

Araf (Providence #1)- Jamie Mcguire / Kitap Yorumu


Orijinal Adı: Providence
Yayınevi: Yabancı Yayınları
Sayfa Sayısı: 499

Kapak Arkası:

Işığın olduğu yerde, karanlık da vardır.
Nina, babasının ölümüyle kendisini Providence'ta varlığından hiç haberdar olmadığı bambaşka bir dünyanın içinde bulur. Babasının cenazesinin olduğu gün otobüs durağında tesadüfen karşılaştığına inandığı çekici, karşı konulamaz Jared ile yakınlaşmasıysa Nina'nın hayatını tamamen altüst eder.
Jared ile Nina'nın birbirlerine âşık olmaları işleri tamamen zora sokar. Jared, Nina'yı sadece babasının düşmanları olan insanlardan değil, kendi soyundan olan yarı meleklerle Cehennem'deki Şeytanlar'dan da korumak zorunda kalır. Jared ile Nina'nın birlikte olabilmek için kaderlerine karşı gelip düşmanlarını alt etmeleri gerekir.
Tatlı Bela ve Ayaklı Bela romanlarıyla olay yaratan Jamie McGuire, bu kez farklı bir seriyle karşımıza çıkıyor. Providence üçlemesinin ilk romanı Araf, devamını merakla bekleyeceğiniz fantastik bir aşka sahne oluyor.

***

      Arka kapakta yazanlar içeriğin onda birini bile söylemiyor. O yüzden kitabın özetini geçmem, okuma heyecanınızı kaçırır diye düşünüyorum :))
      Ben kapak arkasını okumayan biri olduğum için okurken büyük bir beklenti içerisinde değildim. Bana göre 500 sayfa çok rahat 4-5 günde okunabilir -ki ben yaya yaya 7 günde okudum. Akıcı, olayların sürekli ilerlediği, değişik bir kurguya sahip Araf, bazı yönleriyle beni sinir etse de genel olarak okunmaya değer bir kitap. 
       Bir hafta önce biten tatlı beladaki Abby'nin birçok yönünü Nina'da gördüm ve yazarın yarattığı ana kadın karakterlerin dengesiz olduğuna karar verdim. Sürekli bir karşı tarafın iyiliği için terk etmeler falan iyi hoş da azıcık mantıklı düşünce sonunda iki tarafında daha fazla acı çekeceğini ve bunun boşa bir girişim olduğunu anlayacaklar ama nerdeee :D
      Ama suç kadınlarda değil, onları bu kadar çok seven erkek karakterlerde. Travis de Abby'e çok aşıktı ve Abby bu aşkı hak etmek için bir şey yapmamıştı. Aynı şey Arafta da karşımıza çıkıyor. Yani kadın karakterlerimiz havadan kendilerine aşık birer erkek karakter buluyor ve onları terk ediyor. Sonuç olarak burada ben sinirleniyorum. :D

      Araf'ı kitapçılarda elime alıp incelemişliğim vardı ama kargodan çıkan Cehennemi görünce korsan mı diye düşünmedim değil. Tabii yollayan firmanın D&R olması korsan olayını çürütüyor ama Araf gibi kabartılı ve hoş bir kapağa sahip kitabın devam kitaplarının düz olmasını garipsedim açıkçası. 

   
Bir de kapaklarda melek falan var diye içeriğinde de melekler uçuşacak sandım ama henüz kafada kalıcı bir melek olmadı. İçeriğinde melek olan ve kitabın genelinde meleklerden bahsetmeyen bir kitap okumak isterseniz, işte Araf tam size göre :P

Yurt dışındaki Araf kapağı



30 Nisan 2014 Çarşamba

Tatlı Bela - Jamie Mcguire / Kitap Yorumu



Orijinal Adı: Beautiful Disaster
Sayfa Sayısı: 425
Yayınevi: Yabancı Yayınları

Kitap Arkası:

Abby Abernathy karanlık geçmişiyle arasına mesafe koymuş olan, 
alkol kullanmayan, küfür bile etmeyen kendi halinde bir kız,
fakat hayatını dövüşerek kazanan ve vücudu dövmelerle kaplı yakışıklı Travis Maddox 
onun hayatını değiştireceğe benziyor. 

 İyi kız ve kötü çocuk… 

Bu birliktelik bir aşkın mı habercisi 
yoksa bir felaketin mi? 

 Tatlı Bela sadece bir "bestseller" değil, uluslararası bir fenomen. 
Yayımlandığı günden beri tüm dünyada 
büyük yankı uyandıran bu kitabı okumayan kalmayacak.




     Sürekli karşıma çıkan ve kimdir bu Travis arkadaşım dedirten kitabı dün bitirmiş bulunmaktayım. Okurken Travis bir türlü kafamda doğru düzgün canlanmadı. Yani bünye böylelerini Türkiyede görmediği için hayal gücü kısıtlı :D 
         Elimdeki kitap gözden geçirilmiş baskı olsa da gene hatalar çoktu ama kitap akıcı ve olaylar sürükleyici olunca benim gözüme batmadı çoğu. Araya sıkıştırıp okuyabileceğiniz, gayet güzel bir kitaptı. Ben çok fazla yorum okuduğumdan mıdır bilemiyorum ama Travis'e pek ısınamadım. Galiba Abby ve Travisi birbirine yakıştıramadım. Yani onlar gene bir yolunu bulur ayrılır benden söylemesi :P 
         Bu kitap hala D&R ın 9.90 indiriminde. Alıp okursanız çok da pişman olmazsınız :) Bir de Travisin ağzından aynı olayların anlatıldığı Ayaklı Bela kitabımız var. Bir ara denk gelirsem almayı planlıyorum.
          
Buradan sonrası azıcık spoiler içerebilir :))
      

      Kitapta en gıcık olduğum sahneler tabii ki kavga ettikleri ve bir tarafın çok aptalca davrandığı sahneler. Mesela Abby tam seni affettim diyecekken Travisin arkadaş kalmamız en doğru demesine karşın sustu ya parçalayasım geldi kitabı- pardon Abby'i. Gururundan ödün vermedi de noldu, gene barıştılar. Ama müstehak ikisine de. 
    Ben hep kitabın sonunda Abby hamile kalır falan diye düşünmüştüm. Ama evlendiler ki bu da pek şaşırtmadı beni. 

       Aşağıdaki çalışma kitabın küçük bir özeti.

27 Nisan 2014 Pazar

Meleğin Düşüşü - Suzan Ee / Kitap Yorumu


Original Adı: Angelfall
Sayfa Sayısı: 310
Yayınevi: DEX

Arka kapak:

     Kıyamet melekleri yeryüzüne inip tüm dünyayı yakıp yıktığından bu yana altı hafta geçti. Gündüzleri sokak çeteleri hüküm sürüyor, geceleri korkunun ta kendisi. 
     Bir gün savaşçı melekler küçük bir kızı kaçırdılar, tekerlekli sandalyeye mahkum, aç biilaç halde, ufacık bir kızı. Kızın ablası, Penryn, kardeşini kurtarmak için elinden geleni ardına koymayacak. Buna, aslında düşmanı olan bir melekle bir anlaşma yapmak dahil olsa bile.
     Raff e, kanatları kesilmiş, gücünü yitirmiş bir melek. Binlerce yıl savaştıktan sonra şimdi hayatı, gencecik bir kızın ellerinde. Penryn ve Raff e, korkunun ve tuhaf yaratıkların hüküm sürdüğü bir dünyada bir başlarınalar, hayatta kalmak için de birbirlerine ihtiyaçları var. 
     Her şeye rağmen sağ kalıp düşman meleklerin inine gitmeliler. Penryn burada kardeşini bulmayı umut ediyor. Raffe ise binlerce yıllık düşmanlarına karşı tek başına savaşıp kanatlarını ve eski gücünü yeniden kazanmayı.


***

     Arkadaşlarım D&R dan alışveriş yapmak istediler ve küçük bir miktar açık çıktığı için ücretsiz kargoyla gelmeyecekti kitaplar. Bende arkadaşlarıma yardımcı olayım diye -yoksa kitap almak gibi bir niyetim yoktu :P- bu kitabı attım sepete. Alırken herhangi bir yoruma bakmamıştım ama genel olarak DEX kitapları insanları tatmin ettiği için içim rahattı.

     Kitabımızın ana cümlesi  "Kanatsız bir melek ne işe yarar?". Raffe düşmüş -düşürülmüş- bir melek ve Penryn ile yolları bir şekilde kesişir ve her ikisininde ulaşmak istedikleri bir hedefi vardır. Biri kardeşini kurtarmayı diğeri de kanatlarını geri kazanmayı istiyor.

Peki Penryn kardeşini kurtarabiliyor mu? ya da Raffe kanalarını geri kazanabiliyor mu? Bence tahmin yürütmeyin ve kitabı alıp okuyun.:)) Çünkü hain yazar 2. kitabı merak etmemiz için elinden geleni yapmış ve araya türlü aksilikler koymuş. Tabii hepsi kitabın tuzu biberi olmuş ayrı mesele.

     Kitabı vize haftalarımda okuduğum için midir bilemiyorum ama ben akıcı ve sıkmayan kitaplar kategorisine koyuyorum kendisini. Yazarın dili ve betimlemeleri, karakterlerini anlatış biçimi gayet güzeldi.


İlk çalışma kitabın son sahnelerinden birine çok uyuyor.


Kitabın orijinal kapağı. 



KIYAMET SONRASI



Veee 2. kitap Mart ayında çıktı ve raflarda yerini aldı. Ne yazık ki önceliklerime yer verip bu kitabı daha sonra alacağım. Umarım bunu yaptığım için pişman olmam.


Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...