4 Mayıs 2014 Pazar

Mini kitap kolyeleri :))


     Bir haftadır kendimi farklı yollarda oyalamaya çalışıyorum. Bu defa ki oyalanma projemiz bu mini mini kitap kolyeleri :)) Üstteki kağıt kaplı olan 2. denemem, yanındaki kumaş kaplı olan ise 4. denemem. 3.sü küçük bir zincirle anahtarlığımda bulunmakta :P
       Yapımı kolay aslında ama birazcık sabır ve deneme yanılma istiyor. İlk yaptığımı koymadım bu yüzden, çünkü baya rezalet :P Daha iyilerini yapıp kullanmayı planlıyorum. Bunları gören arkadaşlarım birer tane biz de isteriz diyorlar. Şimdiden siparişleri veriyorlar ama hepsinden karşılığında bir kitap isteyeceğimi bilmiyorlar :))


3 Mayıs 2014 Cumartesi

Meleğin Düşüşü - Suzan Ee / Alıntılar



Kitap Yorumu için TIKLAYIN :)

Azıcık Spoiler içerebilir :))

ALINTILAR

"Sanki elinde olsa beni kurtarırdın ya," dedim bet sesimle. "Sen ve kankaların gibi katillerle, adam kaçıranlarla tıka basa dolu bir Cennet'e niye gitmek isteyeyim ki zaten?"
"Cennet'e ait olduğumu kim söyledi?"  (s.42)


"Kılıcım başından beri sende miydi?"
"O artık benim kılıcım." Sesim gereğinden de sert çıkmıştı.
"Senin mi? Rüyanda görürsün," dedi. İnsana bu kadar benzemeyi bırakmasını istiyordum. "Onun bunca yıldır bana ne kadar sadık olduğundan haberin var mı senin?"
"Sen de mi arabasına, kahve fincanına isim takanlardansın yoksa? O canlı değil, cansız bir nesne. Kendine gel."  (s.54)


...Bandı elinden kaptım. "Gel sana nasıl kullanılacağını göstereyim," dedim. "Uzat ayağını."
"Bu dediğin melek dünyasında çok mahrem bir istektir. Genellikle birine ayağımı uzatmam için önce iyi bir akşam yemeği ve şarap, üstüne de zekice bir sohbet gerekir."
Bu lafa zekici bir karşılık lazımdı.
"Yok ya," dedim.
Pekala. Yılın hazırcevap Kadını Ödülünü alamayacağım kesindi.  (s.57)


"Sırtında kanat eklemi şeklinde kan lekeleri olmadıkça kendini insan diye yutturabilirsin. Ha, seni kimsenin kucaklamasına da izin verme. Ne kadar hafif olduğunu anlar anlamaz işkillenirler."
"Merak etme, beni senden başka hiç kimsenin kollarında taşımasına izin vermem"  (s76)


... Olanca şirinliğimle "Eyvah, çok üzüldüm," dedim. "Hoşuna gitmedi mi yoksa? Kendin istedin diye düşünmüştüm. Başka neden pençelerini erkeğimin üstüne koyasın?"  (s.136)


"Sen gerçekten baş melek misin?" diye fısıldadım.
Caka satarak gülümsedi. "Ne o, çok mu etkilendin?"
"Hayır," diye yalan söyledim. "Ama personelinle ilgili şikayet dilekçesi vermek istiyorum."
"Orta kademe yöneticilerle konuş."  (s.223)



2 Mayıs 2014 Cuma

Nisan 2014: Hangi kitapları okudum?

   


    Nisan ayı belki de Şubattan sonraki bana en uzun gelen ay oldu. 11 sınava girdiğim vize haftalarını barındırdığından mıdır bilemiyorum ama bir türlü bitemedi. Ama bu ay okuduğum kitapların hepsine tam not verdim ve hepsini zevkle okudum. Yani sıkılarak okuduğum ya da keşke bunun yerine şuna başlasaydım dediğim hiç olmadı. Gelelim kitaplara :))

Sen Yokken - Güneş Demirel: Kitabı arkadaşımdan almıştım ve birkaç günde nasıl bittiğini anlamadım. İçinde azıcık -belki biraz daha fazla- dram var ama bana göre çok orijinal bir kurguya sahip. Yazarı amatör hikayeler yazan bir hikaye sitesinden tanıyordum ve kitabının çıktığını görünce sevinmedim değil. Tabii ki hataları -ki özellikle zamanları sürekli değiştirmesi- var ama konu ve yazımı çok akıcı olduğundan pek önemsemedim. 

Kır Çiçeği Tepesi - Kimberley  Freeman: Bir Arkadya klasiği olan bu kitapta benden tam not aldı.

Melez - Jennifer L. Armentrout: Söz konusu JLA olunca pek fazla yorum yapılmıyor. Melez Sözleşmeleri serisinin ilk kitabını ben sevdim ve devamını alacağımı düşünüyorum :)

Meleğin Düşüşü - Suzan Ee: İkinci kitabı çıktı ama öncelik vermem gereken bir sürü kitap olduğundan almamak için kendimle mücadele ediyorum. Alın okuyun. Pişman olmazsınız :))

Tatlı Bela - Jamie Mcguire: Benim bir türlü ısınamadığım ama üvey evlat yerine de koyamadığım Travis ile insanı çileden çıkarabilecek enerjide olan Abby karakterlerinin yer aldığı bir kitaptı ama okuduğum için pişman değilim, gene olsa gene okurdum :))

     Eveeet nisan ayını sıkılmayarak okuduğum 5 kitapla bitirdim. Mayıs ayı JLA kitaplarının çoğunlukta olduğu bir ay olacak sanırım. Sizin bu ay okuduklarınız arasında bu kitaplardan biri var mı? :))








30 Nisan 2014 Çarşamba

Tatlı Bela - Jamie Mcguire / Kitap Yorumu



Orijinal Adı: Beautiful Disaster
Sayfa Sayısı: 425
Yayınevi: Yabancı Yayınları

Kitap Arkası:

Abby Abernathy karanlık geçmişiyle arasına mesafe koymuş olan, 
alkol kullanmayan, küfür bile etmeyen kendi halinde bir kız,
fakat hayatını dövüşerek kazanan ve vücudu dövmelerle kaplı yakışıklı Travis Maddox 
onun hayatını değiştireceğe benziyor. 

 İyi kız ve kötü çocuk… 

Bu birliktelik bir aşkın mı habercisi 
yoksa bir felaketin mi? 

 Tatlı Bela sadece bir "bestseller" değil, uluslararası bir fenomen. 
Yayımlandığı günden beri tüm dünyada 
büyük yankı uyandıran bu kitabı okumayan kalmayacak.




     Sürekli karşıma çıkan ve kimdir bu Travis arkadaşım dedirten kitabı dün bitirmiş bulunmaktayım. Okurken Travis bir türlü kafamda doğru düzgün canlanmadı. Yani bünye böylelerini Türkiyede görmediği için hayal gücü kısıtlı :D 
         Elimdeki kitap gözden geçirilmiş baskı olsa da gene hatalar çoktu ama kitap akıcı ve olaylar sürükleyici olunca benim gözüme batmadı çoğu. Araya sıkıştırıp okuyabileceğiniz, gayet güzel bir kitaptı. Ben çok fazla yorum okuduğumdan mıdır bilemiyorum ama Travis'e pek ısınamadım. Galiba Abby ve Travisi birbirine yakıştıramadım. Yani onlar gene bir yolunu bulur ayrılır benden söylemesi :P 
         Bu kitap hala D&R ın 9.90 indiriminde. Alıp okursanız çok da pişman olmazsınız :) Bir de Travisin ağzından aynı olayların anlatıldığı Ayaklı Bela kitabımız var. Bir ara denk gelirsem almayı planlıyorum.
          
Buradan sonrası azıcık spoiler içerebilir :))
      

      Kitapta en gıcık olduğum sahneler tabii ki kavga ettikleri ve bir tarafın çok aptalca davrandığı sahneler. Mesela Abby tam seni affettim diyecekken Travisin arkadaş kalmamız en doğru demesine karşın sustu ya parçalayasım geldi kitabı- pardon Abby'i. Gururundan ödün vermedi de noldu, gene barıştılar. Ama müstehak ikisine de. 
    Ben hep kitabın sonunda Abby hamile kalır falan diye düşünmüştüm. Ama evlendiler ki bu da pek şaşırtmadı beni. 

       Aşağıdaki çalışma kitabın küçük bir özeti.

27 Nisan 2014 Pazar

Meleğin Düşüşü - Suzan Ee / Kitap Yorumu


Original Adı: Angelfall
Sayfa Sayısı: 310
Yayınevi: DEX

Arka kapak:

     Kıyamet melekleri yeryüzüne inip tüm dünyayı yakıp yıktığından bu yana altı hafta geçti. Gündüzleri sokak çeteleri hüküm sürüyor, geceleri korkunun ta kendisi. 
     Bir gün savaşçı melekler küçük bir kızı kaçırdılar, tekerlekli sandalyeye mahkum, aç biilaç halde, ufacık bir kızı. Kızın ablası, Penryn, kardeşini kurtarmak için elinden geleni ardına koymayacak. Buna, aslında düşmanı olan bir melekle bir anlaşma yapmak dahil olsa bile.
     Raff e, kanatları kesilmiş, gücünü yitirmiş bir melek. Binlerce yıl savaştıktan sonra şimdi hayatı, gencecik bir kızın ellerinde. Penryn ve Raff e, korkunun ve tuhaf yaratıkların hüküm sürdüğü bir dünyada bir başlarınalar, hayatta kalmak için de birbirlerine ihtiyaçları var. 
     Her şeye rağmen sağ kalıp düşman meleklerin inine gitmeliler. Penryn burada kardeşini bulmayı umut ediyor. Raffe ise binlerce yıllık düşmanlarına karşı tek başına savaşıp kanatlarını ve eski gücünü yeniden kazanmayı.


***

     Arkadaşlarım D&R dan alışveriş yapmak istediler ve küçük bir miktar açık çıktığı için ücretsiz kargoyla gelmeyecekti kitaplar. Bende arkadaşlarıma yardımcı olayım diye -yoksa kitap almak gibi bir niyetim yoktu :P- bu kitabı attım sepete. Alırken herhangi bir yoruma bakmamıştım ama genel olarak DEX kitapları insanları tatmin ettiği için içim rahattı.

     Kitabımızın ana cümlesi  "Kanatsız bir melek ne işe yarar?". Raffe düşmüş -düşürülmüş- bir melek ve Penryn ile yolları bir şekilde kesişir ve her ikisininde ulaşmak istedikleri bir hedefi vardır. Biri kardeşini kurtarmayı diğeri de kanatlarını geri kazanmayı istiyor.

Peki Penryn kardeşini kurtarabiliyor mu? ya da Raffe kanalarını geri kazanabiliyor mu? Bence tahmin yürütmeyin ve kitabı alıp okuyun.:)) Çünkü hain yazar 2. kitabı merak etmemiz için elinden geleni yapmış ve araya türlü aksilikler koymuş. Tabii hepsi kitabın tuzu biberi olmuş ayrı mesele.

     Kitabı vize haftalarımda okuduğum için midir bilemiyorum ama ben akıcı ve sıkmayan kitaplar kategorisine koyuyorum kendisini. Yazarın dili ve betimlemeleri, karakterlerini anlatış biçimi gayet güzeldi.


İlk çalışma kitabın son sahnelerinden birine çok uyuyor.


Kitabın orijinal kapağı. 



KIYAMET SONRASI



Veee 2. kitap Mart ayında çıktı ve raflarda yerini aldı. Ne yazık ki önceliklerime yer verip bu kitabı daha sonra alacağım. Umarım bunu yaptığım için pişman olmam.


12 Nisan 2014 Cumartesi

Mart 2014: Hangi kitapları okudum?



Pazartesi günü vizelerim başladığı için bende napsam da çalışmasam diye düşünürken mart ayında okuduğum kitapları yazmadığımı hatırladım. :)) Yazmazsam arkamdan ağlar aman dedim :P

4. Karanlık Yerler

Mart ayı genel olarak kitap okumakta zorlandığım bir ay oldu. Çünkü mirasyedi haricindeki diğer 3 kitap -özellikle karanlık yerler-akıcı değildi ya da anlatımını iyi bulmadım. En çok da Karanlık Yerler beni oyaladı. Fantastik olmasına rağmen Asi'yi de cidden sevemedim. Bilemiyorum ama okumak işkence gibiydi. 

En iyisi elimdeki serilerin eksik kitaplarını alıp okuyayım. Farklı türlerde kitaplar okumak beni pek açmadı sanırım :))



9 Nisan 2014 Çarşamba

Melez (Melez Sözleşmeleri #1) - Jennifer L. Armentrout / Kitap Yorumu


Orijinal Adı: Half Blood
Yayınevi: DEX
Sayfa Sayfası: 331

Kitap Arkası

Hematoi ırkı, tanrılarla yaratıkların soyu. İki Hematoi çocuğu Safkan sayılıyor ve tanrısal güçlere sahip oluyor. Hematoilerle ölümlülerin çocukları olan Melezlerde ise bu güçler yok. Bu melezlerin sadece iki seçeneği var: eğitimli birer Avcı olup iblis avlayabilir ya da Safkanların evlerinde kölelik yapabilirler. 
Bir Melez olan Alexandria, yaşamını tuvalet temizleyerek geçirmek yerine tehlikeye atmaya razı ama bunu da yüzüne gözüne bulaştırabilir. Avcılık öğrencilerinin uyması gereken belli kurallar var. Alexin bu kuralların hepsiyle başı dertte ama en fazla birinci kural onun için büyük sorun:

Safkanlarla Melezler arasında ilişki yasak. 

Ne yazık ki Alex, Safkan Aidena çok fena âşık. Ancak bu aşk onun tek büyük sorunu değil; daha büyük bir sorun, okuldan mezun olana kadar hayatta kalmak ve bir Avcı olmak. Görevinde başarısızlığa uğrarsa ölümden ya da kölelikten de kötü bir son onu bekliyor: bir iblise dönüşmek ve Aidenın avı olmak. Daha korkunç bir şey düşünülebilir mi? 

Melez, Yunan Mitolojisine bambaşka bir bakış açısı kazandırıp dünyada büyük yankı uyandıran Melez Sözleşmeleri serisinin ilk kitabıdır.

***


Bir Jennifer L. Armentrout kitabı daha. Obsidiyeni okurken yazım tarzını garipsemiş olmama rağmen bu kitapta hiçbir şey gözüme çarpmadı. Sanki 2 değilde daha fazla kitabını okumuş gibiydim. Gayet akıcı ve güzeldi. Her serinin ilk kitabında olduğu gibi önce yabancıladığımız fantastik dünyayı bize benimsetti ve diğer kitaplara güzel bir temel attı. Zaten yazarın kısa kitap yazma gibi bir huyu var. Kitapları 350 sayfayı geçmiyor ve buna kızsam da kitabı tadında bitirdiği için susuyorum :))

Melez, fantastik sevenlerin beğeneceğini düşündüğüm bir kitap. Ama ilk kitap olduğu için çok bir şey beklemeyin :) Ben tam anlamıyla yorumumu ikinci yani Safkan kitabını okuduktan sonra yapmak istiyorum. 

Şu an D&R da indirim var ve bu kitapta listede. Alıp okuyun derim :)



5 Nisan 2014 Cumartesi

Kır Çiçeği Tepesi - Kimberley Freeman / Kitap Yorumu


Kitabı biraz önce bitirdim ve sıcağı sıcağına gelip yorum yapayım dedim. 

Öncelikle şunu söylemek lazım ki kitap bir Arkadya klasiği. Yayınevinin bu kitapla beraber 3 kitabını okumuş oldum ama hepsinde aynı hava var. Ben şahsen rahatsız değilim bu durumdan :)

Gene bir geçmişe dönüş ve kitabı bırakmanıza engel olan merak duygusu. İlk 150 sayfa sonrasında olaylar daha ilgi çekici oluyor ve hiç tahmin edemeyeceğiniz bir sonla bitiyor kitap. 

Beattie, evli olan sevgilisinden hamile kalır ve tüm hayatı değişir. 80 sene sonra Beattie'nin torunu Emma, bir sakatlık geçirip artık balerin olmaya devam edemeyeceğini öğrenir. Büyükannesi Beattie'nin ona bıraktığı sırlarla dolu eve gider ve o evde, büyükannesinin sırlı hayatını adım adım öğrenir.

Eğer sabreder ilk 150 sayfayı geçerseniz, kitap daha da akıcı hale gelecek. Ben ilk 150 sayfada da sıkılmamıştım ama devamında, sonunda ne olacak düşüncesi yüzünden kitabı bırakamadım. Benim beklentimin çok çok üstünde çıktı. 

Buradan sonrası spoiler içerir.

Kitap kurgu bakımından çok iyi ve sadece tek bir yaşama bağlanıp kalmamış. Yani Beattie, Henry'den kaçıp kır çiçeği evine gitmesine ben çok şaşırmıştım. Bir şekilde hikaye hep Henry ve Beattie arasında olacak sanıyordum. Beattie Henry'e aşıktı ve Henry akıllı bir adamdı. Tabi yuva yıkanın yuvası olmaz demişler :D 

Emma'nın büyükbabası ve büyükannesini anlattığı kısımlarda ne yalan söyleyeyim büyükbabanın önce Raphael olduğunu düşünmüştüm. Sonrada Charliedir kesin dedim. Ama sen git son 50 sayfada başka bir karakter çıkar ve tüm tahminlerimizi suya at. 

Sanırım kitapta alışmak istemediğim tek gerçek Charlie'nin ölmesiydi. Hayır ben hala inanmak istemiyorum! Yazar çok acımasız davranmış Beattie'ye. Bütün gençliği, sarpa saran hayatını düzenlemekle ve kızını korumakla geçirmişken, yazarımız bir aşkı dahi layık görmemiş karakterimize. Zaten Lucy'i de günümüzde tanıyamadık. Mektubu veriyor ve kitap bitiyor. Bence hiç adil değil. Lucy'nin ağzından da duygularını duymamız lazımdı. Eminim Beattie'ye son yazılan mektubu Lucy değil Molly yazmıştı. Yazara şiddetle sitem ediyorum. :))

Kitapta karlı çıkan kişi Emma oldu. Hem Patrickle mutlu oldu hem de normal ve keyfini sürebileceği bir hayata kavuştu. Kitapta kır çiçeği tepesinin manzarası ve kuş cıvıltılarını okudukça İstanbuldan taşınmayı düşünmedim değil :)) 

Ve spoiler biter.







Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...